“Mavi Pembe Umut”
Bu başlığı okuduğumda bunun üç küçük çocuğun ismi olabileceğini hiç düşünmemiştim birinin hayallerinden söz edecek gibi gelmişti.
Okumaya başladığımda kitap beni birden içine çekti. Çocuklara hitap ettiğini düşünerek başladığım bu kitabı bitirdiğimde aslında biz büyüklere daha çok şey öğreteceğini düşündüm.
Hastane odasında ziyaret etmeyi unuttuğumuz, çocuğumuzun sınıfında ya da çevremizde hasta diyerek ötekileştirdiğimiz hatta bunu hiç fark etmeden çocuğumuzun yanında etiketlediğimiz o karakter Umut;
Annesinin yanında hapishanede yaşamak zorunda olan, bir park görme hayaliyle heyecanlanan, zor şartlar altında ziyaretçilerin getirdiği materyallerle okuma-yazmayı öğrenen Mavi;
Savaştan kaçan, Ailesiyle göçmen kampında yaşayan; ülkesinde bomba dumanlarından güneşi göremeyen ve mülteci kampında artık güneşi görebildiğine sevinen, kendisine bir oyun arkadaşı dileyen Pembe,
Bizlere yaşamda var olan hayatlarını öyle güzel bir dille anlatıyorlar ki, unuttuğumuz hatta fark etmediğimiz gerçekleri gösteriyor bizlere; üçünü ortak hayallerde buluşturan devasa beyaz kelebek (K-145) onların umutlarının, hayallerinin hep var olmasına yardım ediyor
Yazarımız @incibakankirac; özgürlük umudunu kaybetmeyen tüm çocuk ruhlara armağan etmiş bu kitabı. Ben ona bu değerli öyküsü için çok teşekkür ederim her zaman kitaplığımda olmasını isteyeceğim bir kitap oldu.
Dilerim kitabımız sizlerinde bir an önce kapınızı çalar ve Mavi, Pembe, Umut’la tanışıp onlardan öğrendiklerinizi heybenize alırsınız
Kum gibi ⏳
Kitabın kapağında bizleri
“Sabaha çıkacağımızı bilmediğimiz halde çalar saati kurup uyumaktır UMUT” sözü karşılıyor.
Daha okumaya başlamadan bu söz üstüne düşünüyorsunuz kendinizi tartıyorsunuz.
Biraz derinlere indiğinizde kitabın kurgusu hayatın gerçeklerini vuruyor yüzünüzde. Bizim görmek istemediğimiz ülkemizin başka coğrafyalarında farklı hayatların mücadelleri çıkıyor karşınıza.
İnsani derteler, hayata dair koşuşturmalarla bizden biri gibi kitabın karakterleri. O kadar içten bir anlatımı varki okurken hüznü de mutluluğuda yansıtıyor size. Bir tarafta Delikli Dağ’ın gazabından kaçan Dara, diğer tarafta her şeye rağmen düşlerinden caymayan Meryem...
Onları çaresizlikler içinde bırakan kültürleri, coğrafyaları ve yaşamın bilinmezlikleri. Ne var ki aynı çaresizlik, bir gün en güçlü ümitleri olarak çıktı karşılarına ve felakete sürüklenen yaşamları “Bitti!” dedikleri yerde umulmadık şekilde yeniden yazılmaya başladı. İki farklı hayat iki farklı mücadele iki farklı insanın inandığı tek şey hayalleri. İkisininde tek bir hedefi var daha iyi bir geleceğe sahip olmak.
Kitabın konusu beni çok içine çekti bir solukta okudum diyebilirim. Hayatın içinden bir kitap arıyorsanız kesinlikle okumanızı isterim. Dara ve meryem sizinle tanışmaya can atıyor, onalara kapılarınızı açıp verdikleri mücadeleye destek olmak size de farklı bir soluk getirecek