Garipti bu insanların yaşantısı. Bodrumdan tavan arasına kadar evin her bir köşesinde yaşıyordu insanlar. Tam anlamıyla balık istifi dolmuşlardı binaya. Ve bütün gün, sepete doldurulmuş yengeçler gibi bir aşağı tırmanıyorlardı, bir yukarı. Köydekilerden daha mı çok çalışıyordu burada insanlar? Öyle görünüyordu. Ve burada insanların yüzü daha katı, daha acıydı. Yerinde duramıyordu sanki burada insanlar. Sürekli bir acelecilik içindeydiler. Sanki işlerini bir an önce bitirmek, özgürlüklerine doya doya içecekleri, dilediklerini yapabilecekleri bir tatil gününe bir an önce kavuşmak için çırpınıyorlardı.
İnsanlardan korkuyor, bu yüzden de hep onlara bir şey borçluymuş gibi davranıyordu. Tetikteydi hep. Beklerliydi. İnsanlar ona saldırdı saldıracak gibi görünüyordu. Kafasında kurduğu bu saldırıları önlemek için de kimsenin bir dediğini iki etmiyor, hiçbir işi, hiçbir buyruğu geri çevirmiyordu. Her an bir tehlike baş gösterebilirdi. Bekliyordu Yevsey. Her an bekliyordu. Ve bu duygusu, dikkatini biledi, insanlara karşı inançsızlığını artırdı. Sürekli gerilim içindeydi.