Tuğçe Koyuncu

Tuğçe Koyuncu
@tugcekoyuncu
"Nöronlar aksonlarla konuşuyor ama dentritlerle dinliyorlardı. İletişim için ikisi de gerekliydi."
Reklam
"Sürüngen beyninin derinliklerinde yer alan pons, beyin sapındaki iki buçuk santimetre uzunluğunda bir tümsektir. Pons, uyuduğumuzda memeli beyninden primat beynine sinyal göndererek rüya görmemizi tetikler. Aynı şekilde, rüya görme sırasında hemen altındaki omuriliğe de kasları gevşeten kimyasalları üretmesi için mesaj gönderir. Bu geçici felç, kabuslarımızın eyleme dönüşmesini engeller. "
Diğer duyularımız, yani beş duyumuz açık ve ortadadır; bu gizli duyumuzun ise 1890'larda Sherrington' ın yaptığı gibi keşfedilmesi gerekiyordu. Sherrington bu duyuyu, "dış algı" (exteroception) ve "iç algı" dan (interoception) ayırt etmek ve benliğimizi duyumsamamızda vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurgulamak için "özduyum" (PROPRİOCEPTİON) diye adlandırmıştı; işte bu özduyum sayesinde bizler, deyim yerindeyse, bedenlerimizi bize uygun, "bize ait", bizim malımız olarak hissederiz. (Sherrington 1906,1940)
" Wittgenstein'ın burada epistomolojiyle ilgili yazdığı şey, kişinin fizyoloji ve psikolojisi için de geçerlidir; özellikle Sherrington'un bir zamanlar "gizli duyumuz, altıncı hissimiz" dediği, vücudumuzun hareket edebilen organlarından (kaslar, tendonlar, eklemler) gelen ve onların pozisyonunu, gücünü ve hareketini sürekli kontrol edip ayarlayan ama otomatik ve bilinçdışı olduğu için bir bakıma bizden gizli kalan süreğen ama bilinçdışı duyusal akış söz konusu olduğunda. "
" Şeylerin bizim içn en önemli yanlarını, basit ve tanıdık oldukları için göremeyiz. (İnsan bir şeyi hep gözünün önünde durduğu için fark edemez.) Wittgenstein
Reklam