Farkındaydı ki güzelliğin en derinlerine, kendisi ve insanoğlu tarafından hiçbir zaman tamamen nüfuz edilememiştir. İnsanın bir şey hakkındaki nihai bilgiyi asla elde edemeyeceğini; güzelliğin gizeminin hayatın gizeminden hiç de az olmadığını, hatta güzelliğin telleriyle hayatın iplerinin birlikte dokunduğunu; kendisinin de güneş ışığı, yıldıztozu ve harikalardan oluşan o akıl sır ermez dokunun küçücük bir parçasından başka bir şey olmadığını gayet iyi biliyordu.
Altta yatan ana ilkeyi arıyordu daima. Nasıl yapıldığını öğrenmek istiyordu; sonra kendisi de öyle yapabilirdi. Dış güzellikten tatmin olmuyordu. Yaradılışı öyleydi, sadece kavrarsa çalışabilirdi. Ürettiğinin ne olduğunu görmeden, yarattığı etkinin doğru ve güzel olması için şansına ve dehasının yıldızına güvenerek, karanlıkta ve körlemesine çalışamazdı. Yarattığı etkinin şansa bağlı olmasına tahammülü yoktu. Neden ve nasıl olmasını bilmesi gerekiyordu.