yatarsam toprağa yüzükoyun, duyar mıyım
aşağıdaki kadının döktüğü gözyaşlarını,
soğuk dehlizlerde dolaşan ya da
ıssız mahallelerde kaçarken sendeleyen adımlarını?
aklım yalan-günlerle, karanlık nehrin tuzaklarındaki
yansımalarla dolu,
hatırlıyorum kıyıdaki o yorulmak bilmez ağızları
şimdi bütün bunlar toprak altında benim için
ve otlara dayalı kulağım duyuyor bunu,
kendi korkusunun inildeyen gümbürtüsü ve
ötüşleri arasından böceklerin
istediğiniz adı verin ona, ama o kadın burada,
kesin bu, aşağıda o, orası karanlık, ve o ağlamakta.