Aydınlık, hasta gözleri nasıl incitiyorsa; saadet de hasta gönülleri öyle sızlatıyor. Hasta gözler gibi, hasta gönüller için de karanlıktan iyi ilaç yok.
Kamran, ben senden nefret ettiğim için yabancı memleketlere kaçmıştım. Şimdi nefretim o dereceyi buldu ki, bu uzaklık kafi gelmiyor. Senin yaşadığın, nefes aldığın dünyadan uzaklara kaçmak istiyorum.
Ah bu erkekler! Hepsinde aynı gurur, aynı kendini beğeniş. Bizim de bir kalbimiz olduğunu, bizim de '' mutlaka '' isteyecek bir şeyimiz olabileceğini, bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar.
Bu bir sene içerisinde birkaç defa ağladım. Fakat bunların hiçbirisinde bu gece gözkapaklarımın içini yakan yaşlardaki acılık yoktu. O vakitler yalnızca gözlerim ağlamıştı. Bu gece gönlüm ağlıyor.