Dünyada kafa karışıklığıyla, şaşkınlıkla kotarılmış, bugün bir çocuğun bile yapmayacağı ne çok şey vardır! Sonsuz gerçeğe ulaşma hevesiyle insanlık, önünde onu görkemli tapınağa, hükümdar sarayına götüren dolambaçsız, açık, aydınlık bir yol dururken, kim bilir hangi cehennemlere uzanan ne ıssız, dar, karanlık, çapraşık yollara sapmıştır! Bütün öbür yollardan daha geniş, daha güzel, gündüz güneşle, geceleri ışıklarla aydınlanmış pırıl pırıl bir yol dururken, insanlar sağır karanlıklara akmayı yeğlediler. Ve kaç kez gökten inen anlamı yitirdiler, uzaklaştılar ondan, yalpaladılar ve güpegündüz kendilerini yeniden yolun izin belli olmadığı sarp yerlere attılar, gözleri kör eden dumanlar içinde bıraktılar birbirlerini, bataklık ışıklarının ardına düşüp de kendilerini uçurum kıyılarında bulduklarında dehşet içinde sordular birbirlerine: "Nasıl çıkacağız? Yol nerede?" Bugünkü kuşaklar her şeyi daha açık görüyor; atalarının akılsızlıklarına şaşırıyor, şaşkınlıklarına gülüyorlar.