"Kafalarımızın içinde, oğul. Kafalarımızın içinde. Hain olan nefsimiz; Yaşamak istiyorum; ben yaşayayım da isterse dünya yansın! diye bağıran nefsimiz. Karanlıkta bulunan, içimizdeki hain ruh, aynı elmanın içindeki kurt gibi. Hepimize hitap ediyor. Ama sadece bazıları onu anlıyor. Büyücüler ve sihirbazlar. Şarkıcılar; yaratıcılar. Ve kahramanlar, kendileri olmaya çalışan insanlar. İnsanın kendi özünü bulması çok nadir rastlanan bir şeydir ve çok büyük bir şeydir. İnsanın sonsuza kadar kendisi olması daha da güzel değil mi?"
Kötü zamanlardan dert yanıyorlar ama kötü zamanların ne zaman başladığını bilmiyorlar; işlerin kötüleştiğini söylüyorlar ama iyileştirmeye çalışmıyorlar.
Fakat gönlü tam anlamıyla yol arkadaşının yanındaydı; bunun nedeni sadece o ilk duygusallık ateşi ve aşkı değildi, sanki ta gönlünden onu bağlayan bir bağ çıkmış da, ıstırap verecek bir şekilde kopmaz bir zincire dönüşmüştü. Çünkü şu anda hissettiği bu sevgide bir şefkat vardı: Şefkat olmadan sevgi uyumsuz olur, bir bütün olmaz ve uzun sürmez.