Saygı, diğer kişinin olduğu gibi büyüyüp gelişmesine duyulan ilgi anlamına gelir. Böylece saygı, sömürünün yokluğunun kanıtıdır. Ben sevdiğim insanın bana hizmet etmek için değil, kendi istediğince, dilediği gibi büyüyüp gelişmesini isterim. Eğer bir başkasını seviyorsam, onu benim yararlanacağım bir nesne olarak değil, o olarak alır, ister erkek olsun
ister kadın, onunla kendimi bir kılarım.
Șimdi bir başka yaşayışın, başka insanların, başka düşünce ve duyguların bulunduğunu öğrendikten sonra, bu ev, bütün içindekilerle, bende gittikçe artan bir tiksinti uyandıryordu. Bu ev, en iğrenç dedikodulardan yapılmış bir ağ ile örülmüştü. Bu avlunun içinde oturan bir insan gõsterilemezdi ki, ondan kötü bir dille söz etmemiş olsunlar... Hastalıklı, zavallı bir adam olan alay papazına sarhoș, zevk ve eğlence düşkünü damgasını vurdular. Patronlarımın sözlerine göre, subaylarla karıları, fuhuș çirkefi içinde yüzüyorlardı. Erlerin kadınlar üzerine o hep birbirine benzeyen konuşmalarından artık bıkmış usanmıştım. Hepsinden çok patronlarımdan tiksiniyordum. İnsanlar üzerine olan çok sevdikleri merhametsizce yargılarının gerçek değerini çok iyi biliyordum. Însanların kusurlarını seyretmek, parasız yararlanılabilen biricik eğlencedir. Patronlarımın biricik eğlencesi, yakınlarına sözle işkence etmekti. Bunu yaparken de âdeta sürdükleri eziyetli, can sıkıcı ve namuslu hayatın öcünü alıyorlardı.
Koltuklarımın altından kavradi, beni havaya kaldırdı. Yanaklarımdan öptü, sonra hizla iskelenin üstüne brraktı. Ona da, kendime de acıyordum. Bu iriyarı, bu yalnız, bu kocaman adamın,
hamalların arasından kendisine yol açarak vapura dönüşünü seyrederken, bağıra bağıra ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sonraları buna benzer, hayatla ilgisi kalmamış. iyi yürekli, kabuğuna çekilmiş, nice insana
rastladım.