Bizi çevreleyen her şeyden ayrı olduğumuza, başımıza gelenler karşısında güçsüz olduğumuza, kurban konumunda olduğumuzu, her şeyin tesadüf olduğuna, hayatın karmakarışık ve kaotik olaylardan oluştuğuna, dünyada haksızlığın hüküm sürdüğüne, hastalıklar konusunda hiçbir etkiye sahip olmadığımıza, hayatta hiçbir şeye hakkımızın olmadığına, talihe ve talihsizliğin körlemesine gerçekleştiğine, vücudumuzun bizden bağımsız olduğuna, kendi yaratıcılığımızın üstünde hiçbir etkimizin bulunmadığına ne kadar inanırsak o kadar endişelerle dolu bir hayat yaratmış oluruz.
İç dünyamızda sahip olduğumuz her şey dış dünyada da karşımıza çıkar, çünkü dış dünyamızın yaptığı tek şey günümüzdeki bilinci yansıtmaktır.
Sadece bilincimize hedefe yönlendirdiğimizde hayatta gerçekleşmesini istediğimiz şeylerle aynı rezonans alanına girebiliriz.
İstek duyduğumuz olaylara ulaşmayı amaçlıyorsak düşüncelerimizi, hislerimizi ve inançlarımızı gözlemlemeye ve kontrol etmeye başlamalıyız, çünkü düşündüğümüz veya hissettiğimiz HER ŞEY bir rezonans alanı yaratır.