Tesadüf sandıklarımızın bizi götürdüğü yolları, düşünerek adımlamayı ne kadar erken öğrenirsek o kadar doğru yoldan sapmadan ilerleriz...
Bunu sezinleyen yazarımız, çok masum zamanlardaki o tesadüflerin yolculuklarında varılan içsel hesaplaşmalara ve zamanın eşitlik adı altındaki kirlenmişliklerini görmeye yönlendiriyor bizi...
Aşkın son mektubu olmazmış diyerek sonu olmayan o mektubu okumanızı tavsiye ediyorum...