Hamidullah‘ın sağlam karakteri, sarsılmaz imanı ve bitmez tükenmez azim ve sebatı, Batı’da geçen yarım asırlık süre zarfında milli kimliğinden ve İslami değerlerinden taviz vermeye imkan tanımadığı gibi aksine ahlakı, düşüncesi ve davranışları ile de Hristiyan batılı entelektüellerin gözünde onu adeta İslam inancının yaşayan timsali haline getirmiştir.
Dahası hayata, insana ve aleme bütünlüklü bakmayarak madde ile mana, dünya ile ahiret, ruh ile beden vesaire arasındaki bütünlüğü parçalayan ve bir tarafı ihmal eden insanlığa, İslam’ın bir araya gelmesi mümkün görünmeyen pekçok unsurun aynı terkip içerisinde ahenkli bir şekilde yer almasını sağlayan hususiyete sahip olduğunu tebliğ etmektedir.