Sevmeyenler, yaşamayanlardır. Onlar ölü ruhlardır. Her an toprağından taze hayat fışkıran tarlanın üstüne atılmış kuru kütüklerdir. Dünyamızın tadını onlar alamazlar, hayatın kudretini onlar bilemezler.
Her kökünden bir inanış otu biten, her tarafına bir başka şey saçılmış dünyamızda aşkıyla inanışın terbiyesini en küçük yaştan itibaren almamış olan nesiller, bedbaht nesillerdir . Kainat’a hayranlıkla bakan, insanlara minnetle çevrilen çocuğu, inanış ve sevgi aşısı yapmadan hayata salanlar, dünyamızın ilk ve en gaddar zalimleridir.
Uzun zamandır yoktum buralarda, dolayısıyla ekim biterken önüme düştü gönderi ve gerçekten üzüldüm halimize. Öncelikle o bi ses olmaya cesaret ettiğiniz için sizi tebrik ediyorum elbette. Dikkatimi çeken ise, artık iyi, güzel, estetik bir sey yapacakken çekiniyor, linc edilir miyim diye korkuyor ve önden açıklamalar yaparak, kendimizi ikna ettiğimiz yetmiyormuş gibi bir de milleti ikna etmeye çalışıyoruz… (tespitim kişisel değildir sadece genel gözlerime dair çağrışım yapti)
Çok teşekkürler, ben o güzel insanlardan olduğumu düşünmüyrum ama oldukça ihtiyacımız var onlara. Ve evet, bir çaba, cesaret gerektiriyor güzel bir şeyler yapmak artık, umarım yavaş yavaş kurtuluruz ataletten ve cesaretinizi toplayıp en azından bir damlayla dahil olabiliriz bu denize. Teşekkürler tekrar düşünceleriniz için.
Hep romanlardan, öykülerden bahsediyoruz. Bizimle sevdiğiniz bir şairin birkaç dizisini paylaşır mısınız? Ben başlayayım:
"Temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa,
Gel bağışlayalım birbirimizi."