Gönderi

Ekim Ayı Öykü Etkinliği
#139967416 Uzun bir süre bu etkinlikleri görmezden gelmeye çalıştım, eski tutkum olan öykü yazmanın beni nasıl içine çektiğini biliyorum çünkü, fakat hâlâ o tutku taze mi diye kontrol etmek ve bu güzel etkinliğe bir ucundan dahil olmak istedim. Keyifli okumalar :) ~ Isırık ~ Aynaya baktı. Kendisini görkemli gösterebileceği, kendisini belki de yalnızca net görebileceği tek nesneye; herkesin hafifçe ürktüğü o sırlı cama dikti gözlerini… Bir gözünden baktığı “kendisi” ile öteki gözünden baktığı “ben” nasıl da farklıydı böyle? Nasıl da tüm gözenekleri, göz bebeğindeki kıvılcımı, dudağının yanındaki çukuru yön değiştiriyordu o saliselik bakışın ahengiyle… Bir elini yılan yuvasına yaklaştırır gibi temkinli bir şekilde aynaya dokundurdu. Beyni dokunması için talimat verirken, dokunduğu şeyi tanımlama konusunda hiç de yardımcı olmuyordu ona. Yabancıydı işte karşıdaki, bakışıyla değişen bir kayganlık barındırıyordu. Her an çirkin her an güzel olabilecek bir kayganlıktı bu, hani şu tam da beğenme kaygısı barındıran kayganlık, herkesin ekseriyetle düştüğü ve genellikle yaralı çıktığı kayganlık… Aynaya, orta parmağı ile tam göz çukurlarının yansımasına, daha sert bastırdı, o gözler değil miydi tüm bu yanılsamayı yaratan, kayganlığı sağlam toprak parçaları gibi sunup altını kocaman bir bataklık ile dolduran? Tüm dünyayı bunlarla tanımıyor muydu insan? Bu bataklıktan bakmıyor muydu, her an içine çekerek yutmuyor muydu güzele dair ne varsa, tüketmiyor muydu? “Tüketiyoruz.” Dedi seslice, sanki aynadakine bir şey ispat etmeye çalışır gibiydi. Gözlerden doğuyordu her gün binlerce algı şelalesi. Bu şelalerde sevilme mücadelesinde boğuluyordu varlıklar. Ve gözlerde batıyordu tüm olgular. Dayanamadığı tüm olguları rüya ile sarıyordu insan ve yeniden işleniyordu o karanlık odada perde teorisi. Aynanın içindeki sahne aydınlanıyor ve perdede yeni bir gösteri başlıyordu. O gösteri mi gerçekti yoksa bu anlık düşünce mi? Anlık düşünceden bakınca ne kadar yabancıydı insan kendine? Ürkerek çekti parmağını aynadan, ufak bir kan damlası akıyordu bileğine doğru parmağından. Ensesinden bir rüzgar üflenmişti sanki. Gözleri yolunu bilen bir hızla akan kanı takip ederken, rahatsız edici bir hışırtı duydu aynadan. Gözlerini kanın bilgeliğinden ayırıp aynadaki sesin sahibine döndürdü, ufak bir sivrisinekti bu, acaba o da düşünüyor muydu tüm bunları? Aynanın üzerinde dururken dokunduğu zemindeki yabancıyı tanıyor muydu? Belki de o da onun gibi heyecanla dokunmuştu aynaya, kendini yabancılaştırma heyecanı ile; tanıma isteği ile.. Gözleri sivrisineğin kanatlarına odaklandı, kirpikleri var oluşun o etkilemeyen ağırlığı ile bir kez daha inerken, kendini bir anda sivrisineğin oluşturduğu kan havuzunda yüzerken buldu. Aynadaki yansımasının göz çukurunda kocaman bir ısırık vardı, ısırığın o şişkin deliğindeki ufak kan çukurunda yavaşça batıyordu. Kan gölünün yansımasında kendini gördü, bir başka ben, bir başka yabancı diye düşündü. Yansımadaki ve aynadaki yabancı kendisine ne yapıyorlardı böyle? Bataklık gibi çekiyordu bu sıvı onu içine, yoğun kanın içerisinden zorlukla çıkardığı elini yansımadaki gölgeye uzatırken son nefesini aldı, göz kapakları son kez zorlandı ve perdeleri sıcak bir his ile kapattı zihin.. … Her yerde ambulans sirenleri insanlara bir faciayı haber verircesine inliyordu, polisler ve meraklı gözlere sahip komşular dolanırken binada, banyoda altın işlemeli fayans zeminde bir kadın yatıyordu. Olay yeri inceleme ekibinden görevli yavaşça yere eğilip kadının yüzüne baktı, sivrisinek onun yanağından tatlı bir ısırık alırken fısıldadı; “Yazık, pek de güzelmiş.”
Edebiyat
··
6bin Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ve sonra olay yerine Lucifer ve dedektif geldi :)) Ellerine sağlık Des. Seni tebrik ediyorum, bu kadar yoğunluğun içinde bir de Öykü Etkinliği'ne katıldığın için.
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Ahaha ya anımsadım Lucifer ve titektttiiffini :D teşekkür ederim Sultan ablacım kısa süremi aldı neyse ki :)
aklıma kill bill in şu sahnesi geldi: youtube.com/watch?v=4qyZQTj...
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Evet düşündükçe acıyor nağlet :D
Gerçekten güzel yazmışsınız. Son paragraf Ahmet Ümit in romanlarındaki olay yerini hatırlattı bana
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Ahmet Ümit hiç okumadım fakat klasik bir son ile bitirmeyi bu tuhaf öyküye uygun buldum, ne kadar ilginç şeyler yaşarsak yaşayalım, son genelde hep aynı şekilde bitiyor hayatta çünkü, biri ölüyor ve birileri yorum yapıyor. Beğenmenize sevindim teşekkür ederim :)
Bu bir elestiri değil, bence son paragraftan önceki kan kelimesi biraz ağırlıklı olmuş daha az kullanılsa kulağa daha hoş gelir diye düşünüyorum naçizane fikrim bu ve genel olarak öykü kendini okutturuyor bana da Perec'i hatırlattı düşüncenize ve kaleminize sağlık :)
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Gerçekten haklısınız ona bir bakayım tekrardan, çok teşekkür ederim :) 10 dakikada yazdığım için biraz aceleye geldi bazı yerlerindeki yinelemelerin anlamı rahatsız ettiğini fark edip düzeltmiştim ama onu gözden kaçırmışım. Perec tuhaf tarzda yazar evet :) ondan da bir şeyler almışım hafif sonuçlanmama olgusu mesela. Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim :)