Kadir Ekinci, İtiraflarım'ı inceledi.
18 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tolstoy un hayatından...
Tolstoy artık yaşamdaki amacı sorgulayama başlar ve yaşamın yapmacık sahte kirli ve mutlak bir amacı olmadığını fark eder. Öyle ki yaşamdan kurtulmaya çalışanların ( intihar edenlerin) bu hatta ki en akıllı ve en güçlü insanlar olduğunu düşünür ve bu düşünce onu da etkiler . Tanrı var mı? Biz neden yaratıldık? İnsanlığın amacı ne? Aşk tutku para öz hayatın kendisine yeterli mi ? Delice bir sürü sorunun sorunduğu ve cevaplandığı yer ...
" Beni yaratan " Birini" kabul etmiyorsam da şöyle bir düşünce gayet normal geliyordu: Beni bu dünyaya getirmekle son derece aptalca ve büyük bir şaka yapmıştı BİRİSİ."

Kadir Ekinci, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'yu inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hikayeye göre adam " kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor ruh eve sığmıyor Sabahları kadından önce uyanıp evden diyerek şehrin uzak bir köşesine gidiyor elleri kıçında oraya buraya takılıyor birileri ile tuhaf muhabbetlere giriyor ve her akşam kadından önce eve dönüp günün hikayesini yazıp görülebilecek bir yere geliştirip yine arazi olup ta ki gece yarısı uyumakta olan kadının yanına sokulup birbirlerini bir güzel sevip ve adam sabahın körü vakitlerinde yine sevişmeler bitecek bir gece için erkenden sokaklara ... çıt"
İşte arkadaşlar kitap kendini anlatıyor fakat aşkın kaybedilmesi ve o ruhun kendine yetmemesi aşkın yanlizligi... Kitap çok ağır gelebilir ama okumak için değer.

Leylâ Nur, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Ne olmuştu da, “Seninle dünyanın her yerine gelirim,” diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen’di? Ya da Müzeyyen kimdi? Ilk tanıdıgım kimdi, şimdiki kim?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami AlgörFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör
Yasin Genç, Goriot Baba'yı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Goriot Baba... Fransız Devrimi sonrasında Paris’te yaşayan burjuvazinin bitmek bilmeyen yüksek nefsâni isteklerini, paraya olan tapınmalarını, bedensel ve ruhâni zevklerini hayatlarının merkezine koymalarıyla birlikte yaptıkları seçimlerin hayatlarına yansımalarını ele alan müthiş bir roman.
İki kızı için hayatı boyunca çalışan, ter döken, serveti milyonlarla ifade edilen fabrikatör Goriot’un bütün malını, mülkünü kızlarının burjuvazi sınıfı içinde saygın bir yer kazanması için harcaması, bütün servetini onların arzularını tatmin etmek için heba etmiş olması ve sonra kendisini ise beş parasız bir şekilde Paris’in orta sınıf bir pansiyonun da ‘oda’ denilemeyecek kadar kötü bir dört duvar arası boşluğa hapsetmesini ve hazin sonunu anlatıyor.

Goriot Baba’nın bu hikayesi ve cefalı hayatına, pansiyonda kapı komşusu olan, gençliğin kendisine verdiği elde etme hırsıyla, hayalperestlikle, aşk ve tutkuya olan merakıyla... burjuvazi sınıfına bir akrabası aracılığıyla girmeye çalışan ve beş kuruş parası olmayan hukuk öğrencisi Eugene de Rastignac Goriot Baba’nın kızına aşık olmasıyla birlikte eşlik ediyor. Ve acılarına ortak oluyor.

Romanda geçen insanların hayatta ‘erdem’ adına anladıkları şeyler devrimden önce ve sonra Fransa’da hüküm süren Romantizm akımının etkisiyle toplumda ön planda olan kişisel duygular,aşk ve tutku gibi merkezlerden ibaretken; Balzac bunun gerçek hayatta da olduğunu ve bu tutkulu hayatı yaşayan insanların merhamet,dostluk,aile bağları vb. kutsal birçok ahlâki yargıyı nasıl rafa kaldırdığını gözler önüne sermiş...

Kadınla erkek arasında bir arkadaşlık olması mümkün değildir. Tutku olur, husumet olur, tapınma olur, aşk olur ama arkadaşlık olmaz.

Hep Bir Şeyi Unutmuş Gibi, Oscar Wilde

esra divarcı, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

"Dünyanın bütün Kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilinmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine..."

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19 - İletişim Yayınevi)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19 - İletişim Yayınevi)
esra divarcı, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

"Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada?"

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19 - İletişim Yayınevi)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19 - İletişim Yayınevi)
esra divarcı, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

"Hikayeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor..."

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 18 - İletişim Yayınevi)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 18 - İletişim Yayınevi)
Ömer MEMOĞLU, bir alıntı ekledi.
10 saat önce

“Uzun, siyah, örgülü saçları ve dolgun gerdanı, her zamanki gibi dalgın ve güzel, çıplak kolları ve tutku dolu kucaklayışlarıyla o görünürdü, hayatımın kadını. Bana aşıktı ve bir anlık aşkı için tüm hayatımı feda edebilirdim. Gökyüzündeki ay giderek yükselir, parlaklaşır, gölün pırıltısı giderek berraklaşır, gölgeler daha da karanlıklaşır, ışık giderek zayıflar, ben bütün bunlara bakar ve sesleri dinlerdim. Ve o anda bir şey bana onu sevmenin tek nimet olmadığını söylerdi. Yüksekteki dolunaya bakardım, bütün mutluluk ve nimetlerin kaynağı olan O’na yaklaştığımda gerçek güzelliği ve mutluluğu görürdüm ve gözlerimi buruk ama heyecan verici sevinç gözyaşlarıyla doldururdu.”

Gençliğim, Lev Nikolayeviç TolstoyGençliğim, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Fazla benziyoruz sanırım
Bernart Russell'ın direnemeyeceği biçimde içine yerleşen üç basit tutku vardı ve bunlar hayatına yön vermişti:
-Sevgi ihtiyacı
-Bilgi açlığı
-Acı çeken bütün insanlarla hüzünlü bir birliktelik