Ferda Çalışır, Kötülük Çiçekleri'ni inceledi.
19 May 07:56 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Charles Baudelaire, hayatındaki trajik olayları şiirlere bu denli başarılı aktaran sayılı ve hayran kalınası şairlerdendir. Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Kötülük çiçekleri kitabına aktaracak olduğu şiirleri 1846'dan sonra kaleme alır fakat içindeki altı şiir kamu ahlâkına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dâvâ açılır bunun nedeni kitaptaki şiirlerin ana konusu genel olarak erotizm, melankoli ve şeytan üzerine olduğu için fakat dahada ötesi Fransa ikinci imparatorluk rejimi döneminde eserin toplumsal değerleri aşağılamasındandır.

Eser gayet başarılı ve bence şairin sanki bohem hayata geçmeden önceki kötü hayatından kurtuluş zaferini anlatıyor, bohem yaşam tarzının güzellikleri sıralanmış dizelere. Güzel ormanların ve duygulu hoş kadınların barındığı bir peri sarayı kurması belkide bunun bir kanıdı. Fakat eserdeki şiirler daha sonra Romantizm temalarından arınıyor ve kentin hüzün dolu anlarını anlatmaya başlıyor sevgili Charles. Devrimcilik-tutuculuk, tensel hazlar-gizemcilik, toplumsal yaşam-içe kapanış, dindarlık-tanrıtanımazlık gibi karşıtlıkları sınırsız bir içtenlik ve çarpıcılıkla işleyerek farklı yaklaşımda bulunuyor şiire.

Ebru, bir alıntı ekledi.
 16 May 23:29 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Otorite bireyin belli kodlar ve normlar içinde hareket etmesini gerektirir. Norma uymayan grup üyesi, eleştirilir, uyarılır, standartlaşmış bir fiziksel tacize uğrar ya da gruptan dışlanır. Bu durum otoritenin duygusal bağlayıcılı­ğın bir göstergesi olup otoriter-otoriteryen kişiliği ilişkisini yaratır. Otoriteryen ise, otoriteyi olumlayan anlamına gelmektedir yani otoritenin nesnesi durumundadır, yönetilendir. Otorite ve bireysel psikoloji üzerinde duran Frankfurt Okulu'nun temsilcilerinden olan Horkheimer'a göre otoriter kişilik ise, uzlaşımsal değerlere kör bir bağlanma ya da teslimiyet; otorite karşısında kör bir itaat ve hemen yanı sıra, muhaliflere ve grubu dışındakilere karşı kör bir nefret ve husumet; kendi içindeki duygu ve düşüncelerin ne olduğunu yoklamaktan kaçınmak; katı, stereotipileşmiş (kalıplaşmış) bir düşünme tarzı, kendi içindekilerini dışındaki nesnelere yansıtmadır. Bu anlamda ortaya konulan bir kavram olarak "Otoriter Kişilik Sendromu" hoş görmezlik, otoriteye boyun eğme, milliyetçilik, kurallara körü körüne bağlanma, dogmatiklik, sevgi yerine kuvvet ilişkilerine değer verme, tutuculuk, ayırımcı önyargı ve benmerkezcilik gibi özellikler dinamik bir organizasyon içinde birleşirler. Bireyin politik, ekonomik ve sosyal kanıları çoğunlukla sanki bir zihniyet veya ruh tarafından bağlanmış gibi, geniş ve kaynaşmış, bir örüntü meydana getirir ve bu örüntü onun kişiliğinin derininde yatan yönelişlerinin de dışa vurumu haline bürünür.

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 190 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 190 - Anı Yayıncılık)
S. Ali, bir alıntı ekledi.
16 May 17:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kudüs şehrinde, en önemli siyasal ve dinsel karargahların yüzyıllarca kontrolü, Hüseynî ailesini, yerli halk ve önce Osmanlı, sonra İngiliz yetkilileri arasında gücü ve itibarı ile muhataralı (tehlikeli) bir aracı rolü oynamasını sağlayan, zengin ve etkili bir seçkin durumuna getirdi. Ekonomik konumdan doğan tutuculuk ve Osmanlı yönetim sistemi süresince edindikleri tecrübeler, 1917'den sonra İngilizler ile ilişkilerinde Hüseynî'lere yol göstermeyi sürdürdü

Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 11 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 11 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)
sözdehayat, bir alıntı ekledi.
09 May 00:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Tutucu
Hızla değişen koşullara uyum sağlamaya gönülsüz tembel zihinler için tutuculuk hep benimsenmiş bir bahane olmuştur.

Mutluluk Dediğimiz Şey, Sigmund Freud (Sayfa 57 - Aylak Adam)Mutluluk Dediğimiz Şey, Sigmund Freud (Sayfa 57 - Aylak Adam)
F.owl, Bilinç ve Eşekleştirme'yi inceledi.
11 Nis 00:26 · Kitabı okudu · 2 günde

Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederek, Şeriati'nin duası ile incelememi noktalamak istiyorum...
Ey Rabbim!
Alimlerimize sorumluluk, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman,tutucularımıza anlayış, anlamışlarımıza tutuculuk,uyumuşlarımıza uyanıklık,uyanıklarımıza irade, dindarlarımıza din,şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef,umutsuzlarımıza umut, zayıflarımıza güç, oturmuşlarımıza kıyam,donup kalmışlarımıza hareket, ölülerimize hayat, körlerimize görüş ,suskunlarımıza feryat, küfürbazlarımıza edep,halkımıza Özbilinç ve İzzet bağışla.

Bu sefer genç bir erkek kahraman üzerinden anlatılan bir olay örgüsü karşımıza çıkıyor.. Kendi kişiliğinden kaynaklanan nedenleri olan bir birey.. Sosyal tabakalaşmanın getirdiği aşırı tutuculuk.. İnsanları belli davranış kalıplarında yaşamaya zorlama.. İstediği gibi yaşayamayan yüksek tabakada bir genç erkek.. Aldığı bir mektupla tüm yaşamını ve duygularını gözden geçiren,, akabinde çoğu duygudan mahrum olduğunu gözlemleyen bir varlık.. Kendini keşfetme yolculuğu desem sanırım yanlış olmaz.. Zevkle okuyabileceğiniz güzel bir yazı..

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ne yazık ki, bizim varlık ağacımız, düşmanın acımasızca indirilen baltalarıyla yara üstüne yara aldı. Câhiliyye, cehalet, sınıf ayrımı, saltanat, ırkçılık, kölecilik, fikrî tutuculuk, feodalite, kölelik, siyâsî despotizm, dinsel diktatörlük, diğer kültürlerle yapılan hastalıklı birleşimler ve eski câhiliyye ve şirk düşünceleri gelişmek için uygun ortamlarını buldular. Sonunda yaralanmış ve çürümeye yüz tutmuş İslâm
ağacı içten içe kemirilmeye başlandı. Düşünce ve mezhep ayrımları, siyâsî ve
kavmiyetçi bölünmeler bu ağacı parça parça etti. Özellikle bizim ulusumuz, kavmî bir tutuma kapılarak açık havada yağmur getiren bulutlarla, baharı muştulayan zengin uygarlıklar, kültürler ve düşünce okyanuslarıyla ilişkilerini koparıp attı. Ve kendisini İslâm dünyasından çekti çıkardı. Doğal olarak, toprağın derinliklerine kök atmış bu zeytin ağacı ne Doğulu oldu ne Batılı. Çok geçmedi solmaya yüz tuttu,sarardı ve bakımsız, meyvesiz yabanî bir orman ağacına döndü. Yıllar geçti, ölü yıllar ve uykuda geçen yıllar, yüzyıllar...

Biz ve İkbal, Ali ŞeriatiBiz ve İkbal, Ali Şeriati
Devrim, bir alıntı ekledi.
28 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Allah'ım !
Alimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, anlamışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza şuur, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, hocalarımıza ve öğrencilerimize inanç, uyumuşlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğcilerimize hakikat, dindarlarımıza din, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, umutsuzlarımıza umut, zayıflarımıza güç, muhafazakârlarımıza perva, oturmuşlarımıza kıyam, donup kalmışlarımıza hareket, ölülerimize hayat, körlerimize görüş, suskunlarımıza feryat, Müslümanlarımıza Kur’an, Şiilerimize Ali, fırkalarımıza birlik, kıskançlarımıza şifa, kendini beğenmişlerimize insaf, küfürbazlarımıza edep, mücahitlerimize sabır, halkımıza özbilinç ve izzet bağışla.

Dua, Ali Şeriati (Sayfa 110 - Fecr Yayınevi)Dua, Ali Şeriati (Sayfa 110 - Fecr Yayınevi)