İnsan bazı anlarda eskiden yaşadığı şeyleri tekrar yaşıyormuş gibi olur. İçinde bulunduğu an bir rüya ya da yaşanılıp da unutulmuş bir hal gibidir, ama aynı insanlar sanki yine çevresine oturmuşlardır, onları tanır ve evvelce duymuş olduğu sözlerini tekrar duyar. Hayal gücü, eski sahneyi aynen canlandıramaz, hafıza geçmişi bulup çıkaramaz ve insan şaşırıp kalır.
Hayatın rüzgarları dünyanın en küçük köşelerine kadar girmeseydi, burada hayatın hiçbir yıkıcı değişikliği olmadığı söylenebilirdi. Fakat maalesef, dağların temelini ve geniş gökleri sarsan bir yıldırım sesi, daha az gümbürtülü, daha az şiddetli olmakla beraber bir farenin deliğinden de duyulur.
Ruhunun ne istediğini bulamazdı. Ama gene de arar, söylenemeyecek korkunç düşüncelere kadar giderdi. Mutluluk onu doyurmuş gibi bir boşluk hisseder; bezginlik duyar, hayatından yepyeni, taptaze bir şeyler bekleyerek geleceğe bakardı.
O zamanlar aşk ve hayat meselelerini ne kadar kolay çözmüş, her şey ona ne kadar açık görünmüştü. Şimdi ise her şey bir kördüğüm olmuştu. Zekasına pek fazla güvenmiş, çevresine basit bir ruhla bakıp dosdoğru yürümekle hayatının bir halı gibi ayaklarının altına serileceğini sanmıştı.