Alara

Alara
@tuvalara
Mühendis
4 Şubat
16 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Gelenekler, kolayca akışı yakalayabileceğimiz net kurallar ve hedefler verir. Önümüzde sadece büyük bir hedef oldu- ğunda, kendimizi kaybolmuş ya da bunalmış hissedebiliriz. Ama gelenekler bize işleyişin alt basamaklarını sunarak hedefe ulaşmamıza yardım eder. Büyük bir hedefle karşı karşıya kal- dığınızda, onu parçalara ayırmayı ve tek tek üstüne gitmeyi deneyin. Günlük geleneklerden zevk almaya odaklanın, bunları akışı yakalamak için araç olarak kullanın. Sonuç konusunda endişelenmeyin, doğal olarak gelecektir. Mutluluk sonuçta değil, süreçtedir. "Gelenekler hedeflerin üzerindedir," kuralını benimseyin. En mutlu insanlar en çoğunu elde edenler değildir. Vaktini akışı yakalayarak geçirenlerindir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Önünde yine bilinmezliklerle dolu bir hayat vardı. Yine de her şey farklıydı. Farklıydı çünkü artık başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için yaşamak zorunda hissetmiyordu kendini. Hayalindeki mükemmel evlat, kız kardeş, partner, eş, anne, çalışan olmaya uğraşmaktansa, doyum verici bir hayatı ancak yalnızca insan olarak, kendi amacının yörüngesinde dönerek, bir tek kendine hesap vererek yaşayabileceğini artık anlamıştı. Farklıydı çünkü ölümün eşiğine kadar gelmişken, şimdi capcanlıydı. Çünkü bunu o seçmişti. Yaşamayı seçmişti. Yaşamın sonsuzluğunu görmüş ve o sonsuzluğun içinde yalnızca neler yapabileceğini değil, nasıl hissetmeyi seçebileceğini de görmüştü. Başka akorlar, başka ezgiler de vardı. İçine yer yer umutsuzluk serpiştirilmiş, hafiften orta depresyona kadar gidip gelen dümdüz bir çizgide yaşaması gerekmiyordu. Bunu bilmek ona umut veriyor, hatta yalnızca orada olduğu, ışıklı gökyüzünü ve vasat Ryan Bailey komedilerini izlemekten, müzik dinlemekten ve sohbetler etmekten, yalnızca kendi kalp atışlarını dinlemekten bile haz alabileceğini düşünüp duygusallaşarak resmen minnet duymasına neden oluyordu. Farklıydı çünkü, her şeyin ötesinde, acılarla dolu o ağır Pişmanlıklar Kitabı'nı yakıp kül etmeyi başarmıştı.
Bir Şey Öğrendim Her Şey Olmuş Bir Hiç Tarafından Yazılmıştır Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş, bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay Daha çok çalışmış, sevmeyi daha iyi becermiş, paramızı daha iyi idare etmiş, daha popüler biri olmuş, o gruptan aynılmamış, Avustralya'ya gitmiş, kahve teklifini reddetmemiş ve daha çok yoga yapmış olmayı dilemek çok kolay. Edinemediğimiz arkadaşlara, yapamadığımız işlere, evlenmediğimiz insanlara, yapmadığımız çocuklara özlem duymak an meselesi. Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri bin bir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor. Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay. Ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza, kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan, pişmanlığın ta kendisi.. Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mi kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız. Her yere gidip herkesle tanışamaz, istediğimiz her mesleği yapamayız tabii ama o hayatlarda hissedeceklerimizin çoğunu hissedebiliriz yine de. Kazanmanın nasıl bir his olduğunu anlamak için bütün sporları yapmamız gerekmiyor. Müziği anlamak için gelmiş geçmiş bütün müzik eserlerini dinlememiz gerekmiyor. Şaraptan zevk alabilmek için dünyadaki bütün bağların üzümleriyle yapılmış bütün şaraplanı tatmamız gerekmiyor. Sevgi ve gülmek, korku ve acı, bu hayattaki en geçer akçeler. Gözlerimizi kapayıp önümüzdeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek yeterli. Şu anda olası bütün hayatlarda
Oynamanın tek bir doğru yolu yoktur, birçok yolu vardır. Satrançta olduğu gibi, hayatta da her şeyin temelinde olasılık yatar. Bütün umutların, bütün hayatların, pişmanlıkların, yaşadığımız her bir anın.
"Ya ormanda ayrılan ikiden fazla yol varsa? Ya ağaçtan çok yol varsa? Yapabileceğin seçimlerin sınırı yoksa? Robert Frost o zaman ne yapacaktı?"