II. Dünya savaşı İtalya’ sı, yukarı ve aşağı kesim. Aşağıda kıtlık, yoksulluk, yukarı da Kominizmin hakim olduğu paylaşımcı bir düzen. Aşağıdaki çocuklar ‘Çocuklar Treni” ile yukarıya, iyi durumdaki, paylaşımcı ailelere gidiyor. Küçük Amerigo annesiyle yalnız, yoksul ve sevgisiz büyüten bir çocuk; Çocuklar Treni’ ne biniyor ve orada hayatı değişiyor.
Okurken içimde hep bir yumru hissettim, gözlerimin dolması hikayeden mi, anne olmamdan mı bilemedim. Kitabın dili basit, kısa ve oldukça akıcıydı. Yoksullukla, savaşla bağdaşan sıradan bir hikayeydi belki ama az sözle çok duyguyu aşıladı okurken bana. Özellikle ayakkabı metaforu aklımdan çıkmadı okurken. Ne zaman bir yere ait hissetmese ayakkabıları küçük geldi, ayaklarını sıktı, rahatsız etti Amerigo’ yu. Çocukluğunda kendi uydurduğu ayakkabılara puan verme oyunu, hoşuma giden bir detaydı. Okunulası, biraz hüzünlü, biraz hayattan biraz da ailevi duygulardan parçalar var içinde. Kolay okunulacak, içinizde bir yumru bırakacak türden bir kitap.