Kübra Uçar

Allah’ın Rahmâniyetinden tecelli eden rahmeti bizim cüz-i irademize bağlı değilken, Rahim isminin gereği olarak külli iradesiyle cüz-i ihtiyarımızın devreye girmesini dilemiştir.
Din
Reklam
Şayet Rahîm’in rahmeti şarta bağlı olarak tecelli etmeseydi, çalışkanla tembelin, salihle fasığın, âlimle cahilin, âdille zalimin, mümin ile kâfirin, ehl-i sünnet ile ehl-i bid’anın, muvahhidle müşriğin, ehl-i ihlasla ehl-i riyanın birbirinden farkı kalmazdı. Bundan dolayı Hz. İbrahim (a.s) ile Nemrud, Hz. Mûsa (a.s) ile Firavun, Hz. Ebûbekir (r.a) ile Ebû Cehil bir seviyede olurdu. İlim ve irade ile ibadet ve taat ile terakki ve tekemmül imkânı ortadan kalkardı.
Din
Çalışkan olsun tembel olsun, salih olsun fasık olsun, mümin olsun kâfir olsun özetle Rahmân’ın rahmeti bir koşula bağlı değil iken, Rahîm’in rahmeti ise koşula bağlıdır ve koşullu olarak tecelli eder.
Din
Allah (c.c.), dünyanın da ahiretin de hem Rahmân’ı, hem de Rahîm’idir. Yani Rahmân ve Rahîm isimleri hem dünyada hem de ahirette tecelli eder.
Din
Mahlûkat, Allah’ın (c.c) Rahmân isminin görünmesiyle başlangıçtaki rahmetinden, Rahîm isminin görünmesiyle de nihayette hâsıl olacak rahmetinden ortaya çıkan rızıklardan ve nimetlerden istifade eder.
Din
Reklam