Hem mademki unutabiliyordu. O halde bunların hepsi yalan. Aşk, vefa, saadet... Hep birer yalandan ibaretti. Ve o, esasen bunları bildiği halde nasıl inanmış, hakikate karşı gözlerini nasıl kapayabilmişti? Nihayet bir gün yine böyle olacak değil miydi? Ah bu erkekler!
Aşk... Bu öyle bir kuvvetti ki bütün diğer kuvvetler, onun elinde adi bir oyuncak olmaktan kurtulamaz; insanlığın bütün kanunları bile onun önünde hükümsüz kalırdı. Ve bu, insanlar için hayatta en büyük bir teselliydi.
... uzaktan, gözleriyle hep onu arıyor; her günkü gibi gezen eğlenen bu yüzlerce sima arasında, onu görememekten kalbinde derin bir boşluk hissediyordu.