Şimdi kendimizi sakince uçuş moduna alıyoruz, yani her şeyi.. işleri, raporları, koşturmaca başlığı altında sıraladığımız her şeyi durdurup usulca kenara bırakıyoruz. Hazırsak Nil’in “Kanatlarım Var Ruhumda” şarkısı ile ruhumuza işlediği cıvıl cıvıl enerjinin, kağıda dökülmüş halini birlikte inceleyelim.
Nil’in rengarenk evrenindeyiz şimdi… Daha ilk sayfalarda bizi coşkulu ve kendine has Nil atmosferi yakalıyor. Yıllardır şarkıları ile bizleri neşelendiren Nil Karaibrahimgil, bu kitabında bir araya getirdiği derlemeler ile bizlere pamuk şeker tadında dersler veriyor. Kitabın atmosferinde yüzerken, sanki Nil ile bir salıncağa binmiş ve inişli çıkışlı hikayeleri yaşıyor gibi hissediyoruz ya da butik bir cafede Nil yanımıza oturmuş, kahve ve çikolata kokuları eşliğinde bize anılarını anlatıyor gibi… Bu anlatılar sıradan anılar gibi görünse de, Nil’in eşsiz anlatım tarzı ile onun ruh halini hemen giyiniyoruz üzerimize ve düşünmeden edemiyoruz. Acaba Nil’in yerinde olsam nasıl yapardım? Nil’in şarkısında dediği “ben de böyleyim” dizelerini hissediyoruz çoğu satırda. Cevaplarımız zaman zaman aynı, bazen de iki farklı kutup gibi görünse de, onun ben böyleyim tavrındaki şirinliğine bayılıyorum.
Kitabın sadece Nil’in anılarından oluştuğunu söylersem haksızlık etmiş olurum. İlham verici tespitleri ile motive olurken, ilginç bilgiler ile şaşırdığım zamanlar okuma saatlerimin içine eklendi. Örneğin, ağaçların sadece kendi türleri ile besinlerini paylaştığını ve bu paylaşımı mantarlar aracılığı ile yaptığını bilmiyordum. Daha da eğlencelisi, kendisine yandaş toplamak isteyen mantarlar, bu besinleri sızdırıp diğer ağaç türlerine aktarıyormuş. Bak sen şu mantarlara… :)
Nil’in bu kitabındaki en sevdiğim özelliklerinden biri de kadına ve aşka dair özgün bakış açısı. Nil’in buraya