Volkan Erdoğan

Volkan Erdoğan
@uflenti
Yol ortasında top oynayan çocuk
Çanakkale - Yozgat
54 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Varlığın seyrine dalmış olan bir insan, gözlerini şunun bunun davranışına çevirmeye, onlarla dalaşmaya onlara hınç duymaya acı sözler etmeye vakit bulamaz. Seyrettiği değişmez düzenli varlıkların nasıl birbirine zarar vermeden, aklın kanunlarına uyuduklarını görür, onlara benzemeye, elinden geldiği kadar onlar gibi olmaya özenir. Hayran olduğu şeyler ortasında yaşayan bir insan onlara benzemekten kendini alabilir mi?
Sayfa 213·Kitabı okudu
Reklam
Hem güç bir duruma sok, hem de böyle alay et benimle! Ama gene de dinle benzetmemi; kendinde görürsün benzetmede ne zorluk çektiğimi: en akıllı insanları devletler o kadar kötü kullanıyorlar ki, böyle bir insanın ne hale düştüğünü anlatabilmem için ressamların cinsleri birbirine karıştırıp yarı geyik yarı teke bir takım acayip varlıklar çizmesi gibi, benim de kırk dereden su getirmem gerekiyor. Bir filoda ya da bir gemide şöyle bir şey düşün: bütün gemicilerden daha Güçlü kuvvetli bir gemi sahibi var, ama kulağı iyi işitmiyor gözü iyi görmüyor denizcilikten de tek o kadar anlamıyor. Gemicilere gelince, onlar da gemiyi sen daha iyi kullanırsın, ben daha iyi kullanırım diye birbirine girmişler, ama hiçbiri kaptanlığın ne olduğunu bilmez, bu sanatı ne zaman kimden öğrendiğini söyleyemez. Üstelik bu sanatın öğrenilecek bir yanı olmadığını, vardır diyen olursa, ağzını, burnunu dağıtacağını söyleyecek kadar ileri gider. Bu Gemiciler donatanın etrafını alıyorlar, yalvarıp yakarıyorlar dümeni bana ver diye... Her biri bir başka ağızdan sıkıştırıyor onu. Donatan geminin kumandasını kime verecek olsa, ötekiler onu öldürmeye ya da gemiden sürmeye kalkıyorlar. Adamotuyla, içkiyle daha başka şeylerle zavallı donatanı uyuşturup gemiyi ellerine geçiriyorlar, ne var ne yok aşırıyorlar, bol bol yiyip, kafaları çekiyorlar; gemiyi de böylesi gemiciler nasıl yürütürse öyle yürütüyorlar. Kimler donatanı sıkıştırır ya da kandırır, kendilerine Kumandayı verdirirse, onları övgülere boğuyor, büyükdenizci, eşsiz kaptan, usta gemici sayıyorlar. Kimlerin yardımı dokunmazsa onları da bir işe yaramaz diye kötülüyorlar. Bu arada akıllarından bile geçmiyor ki, gerçek kaptan havayı, mevsimleri, göğü, yıldızları, rüzgarları daha birçok şeyleri bilen, gemiyi bunlarla yürüten adamdır. Gemicilerin kimini
Sayfa 199·Kitabı okudu
Demek ki istekleri bilimlere ve onlarla ilgili her şeye çevrilmiş olan yalnız ruhun zevkini arar, beden zevklerini bir yana bırakır. Gösteriş için değil gerçekten filozofsa. Böyle bir insanda ölçüsüzlük açgözlülük olmaz. Çünkü insanların zenginliği gösterişi niçin aradıklarını düşünecek olursak bunları aramak en az ona yakışır.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Demek ki bir sürü güzel şeylere bakıp da yalın güzelliği görmeyen, onu görenin ardından gidemeyen, bir sürü doğru şeylere bakıp doğruluğun kendisini göremeyenlerin her şey üstüne sanıları vardır diyeceğiz. Ama sanıların arkasındaki gerçeği bilmezler.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Yeti dediğimiz öyle bir çeşit güçtür ki, onunla yapabileceğimizi yaparız bütün yapıcı varlıklar gibi. Örneğin görme işitme birer yetidir. Nasıl bir gerçeğe yeti dediğimi anlıyor musun?
Sayfa 187·Kitabı okudu
Reklam