Demek ki bir sürü güzel şeylere bakıp da yalın güzelliği görmeyen, onu görenin ardından gidemeyen, bir sürü doğru şeylere bakıp doğruluğun kendisini göremeyenlerin her şey üstüne sanıları vardır diyeceğiz. Ama sanıların arkasındaki gerçeği bilmezler.
Yeti dediğimiz öyle bir çeşit güçtür ki, onunla yapabileceğimizi yaparız bütün yapıcı varlıklar gibi. Örneğin görme işitme birer yetidir. Nasıl bir gerçeğe yeti dediğimi anlıyor musun?
Filozoflar bu devletlerde kral ya da şimdi Kral, Önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça, böylece aynı insanda devlet gücüyle akıl gücü birleşmedikçe, kesin bir kanunla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe, bence bu devletlerin başı dertten kurtulamaz.
Hele devlet bir tek insan gibi olursa! Örneğin bir insan parmağından yaralansa, canı ve bedeni onları yöneten başla birlikte bu yaranın acısını duymaz, parçanın derdi bütünün derdi olmaz mı?
Tartıştıklarını sanıyorlar. Oysa ki yaptıkları tartışma değil çekişmedir. Neden dersen bir meseleyi ayrı ayrı yönleriyle ele alıp inceleyemezler. Karşılarındakinin tersini söylemek için kelimelere takılırlar. Tartışmak değil hır çıkarmaktır bu.