Bir kaba akıl mümessili, bir velîye soruyor:
- Allah isterse deveyi iğne deliğinden geçirebilir mi?
- Elbette geçirir.
- Nasıl geçirir? Deveyi küçülterek mi, iğneyi büyülterek mi?
- İsterse deveyi küçültür, dilerse iğneyi büyültür; yahut ne onu yapar, ne öbürünü, yine geçirir.
İmanın tam olduğu yerde isbat yoktur.
Miraç...
Allah Resûlünün yükseklikler âlemine urûc etmesi... Derece derece ötelerin sırlarına ermesi...
Nihayet (Son)un son haddini de geçmesi ve hadsizlik ufkuna varması... Bütün nisbet ve kıyasların,
içinde kaynayıp yok olduğu ve ulvî bir nur âhenginden ibaret kaldığı vahdet çağlayanına girmesi..
Allah'ı görmesi, Allah'la konuşması, Allah'tan emir alması...
Miraç kelâm aynasında, budur ve bunda, Allah'a mekân ve istikâmet tâyini yoktur.
İnananlardan bile, bu en büyük oluşun arkasından aklını koşturanlar var:
— Bir gecede bir oluş mu; o da uyku halinde mi uyanıkken mi? Yoksa iki oluş da biri uykuda ve
öbürü uyanıkken mi? «Mescid-i Aksa» ya kadar olan uyanıkken de, ötesi «Arş-ı Alâ» ya
varıncayadek, uykuda mı? Madde gözüyle mi gördü, ruh gözüyle mi? Şu nasıl oldu, nasıl, niçin,
neden?
İmanın yarısı olsaydı, yarım imanlı diyeceğimiz sınıf da şöyle der:
— Miraç sade ruhanîdir, cismanî değil.
Derin mü'min ise tam bir esrar anlayışı içinde hükmünü verir.
— Miraç haktır; ve hem ruhanî hem de cismanîdir. Cisim ve ruh beraber... Allah'ın kudretini
ölçmeğe de kimsede ve hiç bir akılda mecal yoktur. Dış şekil bir kere de sapasağlam
çerçevelendikten sonra, teferruat üzerinde her türlü çekişme kabadır. Çekişenler, aşk ve zarafet,
ve ürperti cepheleri noksan olanlar...
Nurdan harflerle mayalandırılacak hakikat şudur ki, büyük oluş bir keredir, uyanıklık halindedir
ve bir arada hem ruhanîdir, hem de cismanî... Bunu bin kere tekrarlayınız...
"Teorik olarak, geleceğin bilgisayarları insanın yaptığı her şeyi yapabileceklerdir. İki şey istisna olmak üzere her şeyi ; dindar olamayacak ve şiir yazamayacaklardır."
-Sovyet Şair A. Voznesenski-