...
Şükür, bize verilen hediyeleri idrak edip hediyeyi verenle bağ kurmaktır. Alemlerin Rabbi ile kurulan bağ kendimizi güvende hissettirir. Sırtımızı sağlam yere dayamanın huzuruyla önümüze bakarız. Alemlerin Rabbi, "Ne kadar da az şükrediyorsunuz?" derken şükrün başucu ilacımız olduğunu, " Hâla şükretmeyecekler mi? " sorusuyla da şükre ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız.
Günümüz insanı önüne konan tüm oyuncaklara sahip olma arzusuyla ömrünü tüketmekte, bedenini yıpratmaktadır. Elindekileri görmeyip ötekinde gözü kalan, öteki için yaşamını feda eden günümüz insanının sağlık reçetesinde, şükür ziyadesiyle önemlidir.
Kainata şükür penceresiyle bakanlar, hadiseleri şükür bilinciyle değerlendirenler her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu içselleştirmişlerdir. Bu bilinç ki, insana huzur ve sükunet verir.
...
Yaşamın her alanında şükrü tercih etmeliyiz ki, nefesle bedenin hayat bulduğu gibi şükürle zihin nefes alsın. Bulaşık yıkarken şikayetçi olmayı tercih edebiliriz, bulaşık çıkartacak yemek bulabildiğimiz, doyduğumuz doyurabildiğimiz, uğruna yemek yaptığımız insanlar olduğu için şükretmek de diğer bir tercihtir. Biz yemek yediğimiz kapları yıkamaktan şikayet ederken milyonlarca insanın çöplerde yemek aradığını hatırlayıp bulaşık yıkayabildiğimize şükredebiliriz.
Sözün özü, "Sahip olduğu nimetleri sayan insan bitiremez. Sahip olmadıklarını sayan da... İkisinin farkı; biri mutlu diğeri mutsuzdur! (İmam Gazali rahmetullahi aleyh)