Eşimin sevgi ihtiyacını karşılamak, her gün bilinçli olarak yaptığım bir tercihtir. Onun baskın sevgi dilini bilir ve o dili konuşmayı tercih edersem, sevilme ihtiyacını karşılarım ve böylece sevgimden emin olmasını sağlarım. O da benim için aynı şeyi yaparsa, benim duygusal ihtiyaçlarım da karşılanır ve ikimiz de sevgi depomuz dolu halde yaşarız.
Ama eşimiz sevgi dilimizi konuşmuyorsa, depomuz zaman içinde boşalır ve sevildiğimizi hissedemez hale geliriz.
Şu anda, " kulum eğer şu sana verdiğim gözlerini benim şu ayetlerimi okumakta kullanmazsan onları senden geri alacağım. Eğer şu benim ayetlerimi öğrenip benim kullarıma anlatmaya başlamazsan ağzını, dilini alacağım. Eğer bana kulluğa yönelmezsen sana verdiğim bu hayatı alacağım, " diye Rabbimizden bir haber gelse ne yaparız?
Hemen bu işe başlarız mı diyorsunuz?
Peki o zaman şu anda Allah mı suçlu hâşâ bunları bize vermekle? Ya da kullanmadığımız bu azalarımızı almamakla Allah mı suçlu? Neyse, cevabınızı kendiniz verin. Ama yarın zaten Allah'ın alacağı, toprak olacağı bu azaları neden bugün O'nu verenin yolunda kullanmıyoruz?
Eğer Allah Teâlâ insanın hayrını dilerse, onun gönlünü ahirette takdir edilecek ve asla kınanmayacak işlere yöneltir. Zaten orada ya Cennet nimetleri veya Cehennem azabı vardır. İşte bu sebeple insanın yapacağı şey; kendini Cehennem'den kurtarmak, elinden geldiğince güzel işler yapmak, başkalarına öğreteceği veya kendisinin öğreneceği faydalı ilimle meşgul olmaktır.