Ufuk Şamil

Ufuk Şamil
@ufuksamil
İstanbul
Türkiye, 1993
23 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gürkan Pur yazdı: "Bî-Refah"
"-Türk müsün? -Türküm. -Amel, âmâlinin ispâtıdır, Dersin ecdâdımdır, hâlin ceddinin inkârıdır." hâfî nedametdergisi.com/2024/05/28/bi-r...
Ufuk Şamil
"bize yakışan gibi olmalıyız, biz önceden böyle değildik ve kendimize gelmeliyiz" sözünün iddia ettiği ıslah edici kapsam ile toplum duzeltilmez. Bu söylem bir avuç soru ve problemi beraberinde getiriyor. Bir insanın dedesi iyi ve caliskansa kendisi neden iyi ve çalışkan olmak zorunda? İkisi arasında rasyonel bir ilişki yok. Biz kim? Türk dediğin şeyin bile yüz yıllık.hikayesi var. Ulus devletlerin ürettiği uydurma hormonlu kimlikler ile ecdadının bir alakası yoktu. Sizin şuan bize dair yaptığınız tanımlamanın bir kere ecdadinizla bir alakası yok. Siz bizseniz öteki kim? Öteki ile hangi cercevde bir arada yaşayabileceğini düşünüyorsun? Bunu sağlayacak kurumların kavramların var mı? Tarihe anakronik bakıyorsunuz hepsi bu. Medeniyet, kültür , ilerleme, kalkınma, gelişme, islamlasma, kimliklenme yada her ne kavramı kullanırsanız kullanın, suanki halden kurtulup kendisine doğru gitmek.istediginiz o hali ifade eden kavramınız her ne ise, işte o , ekonomik kalkınmayı da ahlaki da kapsamali. Veren el alan elden üstünse heleki. Bu sebeple gayrisafi yurtiçi hasıla vb tespitler üzerinden belirtecegimiz ekonomik vurgular da ,-ki ecdadının şanlı olmasının da kurtaramayacagi sefil bir haldeyiz- sizin kucumsemenizin aksine çok önemli. Hele de fakirlik ve ahlaki yozlasma arasındaki doğru orantiyi düşünürsek. Biz birey olarak tembel, başarısız ve zaafli bir halde iken ecdadimizim sanli olması bize içi boş bir gururdan başka hiçbir şey getirmez. Ecdada yönelmek bizi kurtarmaz. Çünkü ecdaddan daha iyi olmak zorundayız. Kosullarimiz farklı. Üreteceğimiz çözümler kavramlar kurumlar farklı. Ama yok içi boş bir gazlama ile devam edelim. Kimlikçilik de ayrıca çağımızın bir hastaligidir. Etnik kimlik, cinsel kimlik, dini kimlik, mesleki kimlik, sınıfsal kimlik şu kimlik bu kimlik. Kimlikçilik otekilestirmeyi getirir. Daha kapsayıcı kuşatıcı gazlamalara ihtiyacinjz var.
Muhafazakarlığın çeyrek asırdır devlet yönetme tecrübesi Müslümanlar üzerinde inanılmaz bir tesiri doğurdu. Bu vakte kadar genelde aşağılık psikolojisi üzerinden kamusal alanda varlık mücadelesi veren ve bu mücadelede de İslami referanslarla muhalefette bulunan Müslüman kitle gelinen noktada pragmatizmi hayli içselleştirdi. Bunun sonuçları bana kalırsa çok ağır oldu. Bu faydacılık anlayışı günlük ibadetlere ve ahlaka da aktı ve ortaya çıkan tavırda tüm tefrik melekeleri budanmış bir Müslümanlık anlayışı faş oldu. Asırlardır yatkın olduğumuz lider kültü bir anda hortladı. Ancak burada artık temsil edilen şeyi "zıllullah fi'l ard" kavramı ifade etmiyordu. Belki yine içten içe kült bu kılıfa uydurulsa da bildiğimiz manada ulus devletinin kutsanması süreci işliyordu. Belki de olabilecek en kötü manzarayla karşı karşıya kaldık. Basit bir İslami muhakemeyle bile reddolunabilecek ahlaki ve ameli zaaflar Müslümanların bagajına boşaltıldı. Bu çeyrek asır içinde böyle bir Türkiye'ye doğan gençler bunlar Müslümansa benim Müslüman olmam mümkün olamaz diye düşünerek pratik hayatlarındaki sekülerliği akidelerine de taşıdılar. İslamcı mücadelenin yoğun olduğu dönemleri idrak eden nesiller ise kendilerine sağlanan konfor alanını idealleştirdiler. Ne de olsa hoparlörler son sesle ezanı haykırıyordu ve artık başörtülü polis, savcı, valiler vardı. İslami muhalefet böylelikle yer altına çekildi. Hocalar, şeyhler, dervişler de muhafazakarlığı elverişli buldu. Ne de olsa medreselerinde işleri yolundaydı. Maturidi geleneğin akide metinleri ders olarak okutuldu okutulmasına ama imamet bahisleri nostaljik bir mesele olarak anlamlandırıldı. Yahut en iyi ihtimalle geleceğe ısmarlanan hülyaya dönüştü. 7 Ekim süreci tüm bu tavırların tüm gruplar tarafından kabulünü doğurdu. Askıya alınmaya
Fâtih isimli okura yanıt verildi
Ufuk Şamil
Fâtih maalesef ideolojik ve cemaatçi önyargılara konuşuyorsunuz. Her cevabimda bir büyüğünüzün, onderinizin ismini veriyorsunuz. Neyse selametle.
Muhafazakarlığın çeyrek asırdır devlet yönetme tecrübesi Müslümanlar üzerinde inanılmaz bir tesiri doğurdu. Bu vakte kadar genelde aşağılık psikolojisi üzerinden kamusal alanda varlık mücadelesi veren ve bu mücadelede de İslami referanslarla muhalefette bulunan Müslüman kitle gelinen noktada pragmatizmi hayli içselleştirdi. Bunun sonuçları bana kalırsa çok ağır oldu. Bu faydacılık anlayışı günlük ibadetlere ve ahlaka da aktı ve ortaya çıkan tavırda tüm tefrik melekeleri budanmış bir Müslümanlık anlayışı faş oldu. Asırlardır yatkın olduğumuz lider kültü bir anda hortladı. Ancak burada artık temsil edilen şeyi "zıllullah fi'l ard" kavramı ifade etmiyordu. Belki yine içten içe kült bu kılıfa uydurulsa da bildiğimiz manada ulus devletinin kutsanması süreci işliyordu. Belki de olabilecek en kötü manzarayla karşı karşıya kaldık. Basit bir İslami muhakemeyle bile reddolunabilecek ahlaki ve ameli zaaflar Müslümanların bagajına boşaltıldı. Bu çeyrek asır içinde böyle bir Türkiye'ye doğan gençler bunlar Müslümansa benim Müslüman olmam mümkün olamaz diye düşünerek pratik hayatlarındaki sekülerliği akidelerine de taşıdılar. İslamcı mücadelenin yoğun olduğu dönemleri idrak eden nesiller ise kendilerine sağlanan konfor alanını idealleştirdiler. Ne de olsa hoparlörler son sesle ezanı haykırıyordu ve artık başörtülü polis, savcı, valiler vardı. İslami muhalefet böylelikle yer altına çekildi. Hocalar, şeyhler, dervişler de muhafazakarlığı elverişli buldu. Ne de olsa medreselerinde işleri yolundaydı. Maturidi geleneğin akide metinleri ders olarak okutuldu okutulmasına ama imamet bahisleri nostaljik bir mesele olarak anlamlandırıldı. Yahut en iyi ihtimalle geleceğe ısmarlanan hülyaya dönüştü. 7 Ekim süreci tüm bu tavırların tüm gruplar tarafından kabulünü doğurdu. Askıya alınmaya
Fâtih isimli okura yanıt verildi
Ufuk Şamil
Fâtih basyucelik devletinde güçler nasıl dağıtılır? Bildiğin totaliter bir rejim hayalidir basyucelik. Oyleki onu ikame etmek adına dabecilik dahil her türlü melanet desteklenebilirdir.nfk acisindan. Zaten inkılap dediğin şey zulumdur. Türk kavramsallastirmasi ulus devletin bir ürünüdür daha bununla hesaplasacak entelektüel derinlik yokken ulus devlete karşı çıktigini iddia etmek mümkün değildir. Mustafa Kemal'in laisizmine karşı olduğunuz gibi milliyetçiliğine karşı değil senin nfk'n. "Zuhur ancak Türkten beklenebilir. Türkte bozulan ancak Türkte düzelebilir. Türkte düzelince de her yerde düzelir ve her yeri düzeltir” diyen nfk ya peygamberin kendisinden çıktığı ve asırlarca İslamiyet'e hizmet eden bir Arap hayır necip efendi, zuhur aslında biz araplardadir derse nasil bir itiraziniz olacak? Klasik muhafazakar ne kadar sorunlu fikir yumagi varsa necip fazilda vardır..necip fazildan kaynaklanmaktadir. Ecdad yüceltmesi, etnik türk tanımı üzerinden ümmete ayar verme kendini tespihin imamesi gorme hastalığı, Kürtlere en fazla eşit olmayan İslam kardesligi rolü bicilmesi, Ayasofya fetişizmi, Abdülhamit putlastirmasi, x veya y görüşünde ki alimin yada şahsın "sapik" olarak kutuplastirilmasi... Kısaca ortalama bir muhafazakar zekanın sahip olduğu bütün Fikirler nfk referanslidir rahatlıkla. Bu zihniyet son yirmi yılın kadrolarına hakim olmustur. Memleketi getirdiği nokta ortadadır. Anlaşılan halihazırdaki hastalıkları tespit etmede keskin bir görüşe sahip olsanız da bu sorunların fikri kodlarina inme derinliğiniz pek yok.