"bize yakışan gibi olmalıyız, biz önceden böyle değildik ve kendimize gelmeliyiz" sözünün iddia ettiği ıslah edici kapsam ile toplum duzeltilmez. Bu söylem bir avuç soru ve problemi beraberinde getiriyor. Bir insanın dedesi iyi ve caliskansa kendisi neden iyi ve çalışkan olmak zorunda? İkisi arasında rasyonel bir ilişki yok. Biz kim? Türk dediğin şeyin bile yüz yıllık.hikayesi var. Ulus devletlerin ürettiği uydurma hormonlu kimlikler ile ecdadının bir alakası yoktu. Sizin şuan bize dair yaptığınız tanımlamanın bir kere ecdadinizla bir alakası yok. Siz bizseniz öteki kim? Öteki ile hangi cercevde bir arada yaşayabileceğini düşünüyorsun? Bunu sağlayacak kurumların kavramların var mı? Tarihe anakronik bakıyorsunuz hepsi bu. Medeniyet, kültür , ilerleme, kalkınma, gelişme, islamlasma, kimliklenme yada her ne kavramı kullanırsanız kullanın, suanki halden kurtulup kendisine doğru gitmek.istediginiz o hali ifade eden kavramınız her ne ise, işte o , ekonomik kalkınmayı da ahlaki da kapsamali. Veren el alan elden üstünse heleki. Bu sebeple gayrisafi yurtiçi hasıla vb tespitler üzerinden belirtecegimiz ekonomik vurgular da ,-ki ecdadının şanlı olmasının da kurtaramayacagi sefil bir haldeyiz- sizin kucumsemenizin aksine çok önemli. Hele de fakirlik ve ahlaki yozlasma arasındaki doğru orantiyi düşünürsek. Biz birey olarak tembel, başarısız ve zaafli bir halde iken ecdadimizim sanli olması bize içi boş bir gururdan başka hiçbir şey getirmez. Ecdada yönelmek bizi kurtarmaz. Çünkü ecdaddan daha iyi olmak zorundayız. Kosullarimiz farklı. Üreteceğimiz çözümler kavramlar kurumlar farklı. Ama yok içi boş bir gazlama ile devam edelim. Kimlikçilik de ayrıca çağımızın bir hastaligidir. Etnik kimlik, cinsel kimlik, dini kimlik, mesleki kimlik, sınıfsal kimlik şu kimlik bu kimlik. Kimlikçilik otekilestirmeyi getirir. Daha kapsayıcı kuşatıcı gazlamalara ihtiyacinjz var.