BUGÜN ARAMAYACAĞIM ANNEMİ
Kutlamıyorum hiçbir günü 23 Nisan,19Mayıs,Ramazan,Kurban,Kandiller,Cumalar vs...yani dini ve milli bayramlar hariç ne gerek var Kadınlar günü,Analar günü babalar günü yok bilmem evlilik yıldönümü hadi o da bitti yuh ama artık sevgililer günü,doğum günü(bi kızımın doğum gününü kutlarım ukte kalmasın içinde diye)..... hatırlayamam ben o kadar şeyi.Her zaman, ne zaman içimden gelirse hediye alırım o zamanlar veririm sevgimi sevdiklerime boğarım hatta sevgimle,ilgimle.Kâhyası olamaz günler gerek yok günlere bölmeye onların sevgilerini

Berfin Atalanta, Yüzüklerin Efendisi - I - Yüzük Kardeşliği'yi inceledi.
02 May 23:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şu Adana'nın beyin akıtan sıcağından daha bezdirici olan 'hayal gücü yoksunu kitaplardan' aşağı kalmayan bir durum vardır ki; girişimci olmamak.

Doğduğum sene vizyona gelen bir klasik olmasından mıdır nedir Yüzüklerin Efendisi gözümde bir Mithril kadar değerlidir. Daha agu-gugularım başlamadan bile anneciğimin-artık ağlamayı bırakayım diye-ısıtıp ısıtıp önüme dvd olarak koyduğu bu serinin sinema versiyonunu hatim ede ede gelmiştim belirli yaşlarıma. İçimde her zaman bir ukte olan şey ise kitaplarını okumaktı. Ama benim gözümü korkuttular abim ya.

'Çok ağır dili var aman! Okuyamazsın! Kız, sen bile bitiremezsin!' Blues bir yardım eli!

Tabi berfin-hiç-bir-diki-kâle-alama-timi aktive oldu ve inat üzerine inat bitirdim. Şayet ki ben hiç pişman değilim.

Zaten başta Hobbit'i bitirdiğim için o dövüne dövüne bitiremedikleri Tolkein'in 'ağır' diline ('he yaprağım he' der idi sevgili arkadaşım Yasemin, burada olsaydı) master dagree olarak önden başlamıştım. Şu ki, filmleri hatim etmek—ki şaka yapmıyorum, kolaydı. Çünkü kaRDEŞİM BEN FİLMİN KİTABIN NEREDEYSE İKİ YÜZ SAYFALIK BİR BÖLÜMÜNÜ ÇIKARDIĞINI BİLMİYORDUM. İNSAFSIZLAR SİZİ. Şu kitabın yarattığı hayal şöleni zaten beni sarhoş etti ama şimdi film serisine de bik atamam doğrusu, o da oldukça iyi ama hadi; Aragorn'la Arwen arasını yapalım! Oradan bir yüzük! Legolas sahneye! Gandalf dede yine herkesin dötü kurtardı! Hobbitler nerde aminiyum?! Şeklinde ana olayı alıp aslında çok çok güzel olan ara olayları çıkartıp (Tom Bombadil) neden güzelim kitabın içine azıcık boya bulaştırdılar aklım almıyor. Bu üç yüz sayfacık Hobbit kitabını alıp Gılgamış Destanı gibi allandıra ballandıra üç part ettiler de sinemada şu eserin her kitabını iki part bölüp her birini üç saat edip bizi de mutlu edemediler mi zamanında? Sana konuşuyorum Peter Jackson kaçma gel buraya!

Velhasıl kelam. Bu klasiği okumak isteyenler vitesi ilk başta üçe alıp sakince Hobbit'e yönelsinler, ardından beşe alıp Yüzüklerin Efendisi'ne benim gibi dil uzmanı olarak başlayabilirler. Her karakterin ayrı bir derinlikle işlendiği; mekan, ırk ve kurgu bakımından, ayrıca Epik Fantastik türü bakımından zamane Epik Fantastik-chan'larımızın HAS BABALARINDAN biri olan bu seriye başlayın, lütfen. Kahvenizi ben öderim.

İyi günler,

Çekiliyorum.

Erhan, Odun Kesmek'i inceledi.
 01 May 22:57 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

“Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. “

Yukarıdaki sözü Yeraltından Notlar'ı okuyan okumayan herkes hatırlayacaktır. Thomas Bernhard'ı okuduktan sonra ise kendisinin gerçekten bu hastalıktan muzdarip olduğunu (belki bizim gibi) fark edeceksiniz hemen.

Önce neden Odun Kesmek'le başladığıma değineyim isterseniz, yazarla ilgili olarak. Yani daha önce, "Hayatının bu döneminde Odun Kesmek adında bir kitap okuyacaksın" deselerdi önemsemezdim kesinlikle bu lafı edeni, selam sabahı keserdim hatta - hem neye dayanarak bunu söyleyebiliyor ki ukala . Neyse, anladınız zaten ne demek istediğimi. Zaten ilk olarak da Metin T.'nin yazar ile ilgili övgü dolu yazıları nedeniyle Bitik Adam kitabını okumaya başlamıştım normalde. Ama yazarı okumaya karar veren herkesin anlayabileceği sebeplerden dolayı ara verdim ne yazık ki. Sonra başlayan etkinlikle Bitik Adam'a dönmeye hazırlanırken Osman Yüksel'den indirimli kitap aldım biraz. Thomas Bernhard da okumaya niyetlendiğimden, kendisinde mevcut olan iki kitabını aldım ve bunlardan da adı kafama daha fazla yatan Odun Kesmek'i okumaya başladım birkaç gün önce – diğeri Kireç Ocağı'ydı.

Adıyla hiç ilgisi olmayan bir kitap Odun Kesmek. Ama önce Thomas Bernhard'dan söz edeyim, yazım stilinden. Zaten bir video var sitede dolaşan, onu izlerseniz ne kadar ilginç bir insan olduğunu anlayacaksınız kendisinin. 1931-1989 yılları arasında yaşayan Avusturyalı yazar hakkında şöyle bir şey yazıyor Vikipedi'de “Genel olarak eserlerinde ülkesi Avusturya'ya karşı büyük bir öfke görülür. Taşranın dar kafalı tutuculuğu, düşünsel gelişime sekte vuran bencilliği ve dışlayıcılığı yazarın üzerinde en çok durduğu temalardır.” Bir iki arkadaş hangi kitabından başlayalım diye sormuştu yazara, bu kitabında yukarıda yazanları direkt hissedebiliyorsunuz. Yani yazarın normali zaten bu kitap.

Başka ne var Thomas Bernhard'in normallerinde; bir kere Leman'dan kahramanımız – daha sonra Enpara reklamlarıyla kapitalizmin uşağı haline gelse de- Kıllanan Adam'ın edebiyat dünyası versiyonu kendisi. Başta dediğim gibi fazla bilinçli, yeraltı insanı gibi, belki de bizim gibi. Kafamızdan geçen şeyleri aynen döküyor kağıda. Aynen döküyor derken kelimenin tam anlamıyla aynen. Noktası az, virgül ve noktalı virgüllerle dolu bir metin içinde buluyoruz kitabın kapağını açtıktan sonra kendimizi birdenbire. Sonuna kadar bakıyoruz farklı bir bölüm, not, konuşma, herhangi bir şey var mı diye - Hayır, paragraf bile kullanmamış adam, rahatsız ya ille rahatsız edecek bizi de. Tipik bir Thomas Bernhard cümlesi şöyle: #29233160 />
Okumaya başlıyoruz, bilinç akışı son zamanlarda aşina olduğumuz gibi, ama normal-sürekli bir bilinçakışı değil karşılaştığımız. Çoğu yerde yazıyor, sarmal bir bilinç akışı diye. Bir 30 yıl önceye dönüyor, bir iki gün önceye, bir şimdiye, sürekli yer ve zaman değiştiriyor bilincinde. Çok batmıyor, anlıyorsunuz. Ama başka bir şey daha var; bir şeyi kafamıza sokmak için mi bilmiyorum, tekrar ediyor sürekli, normal hayatta olsa küfredeceksiniz bu adama, garip bir şekilde bağlıyor kendini. Evet farklı bir bilinç akışı, farklı bir bilinci var. Bilinç içinde nasılsa öyle, düzgün kurmak için uğraşmıyor cümleleri. Ses ve Öfke'nin ilk bölümü gibi anlatım biraz, hani şu zekası fazla gelişmemiş Benjy'nin anlatımı gibi. Ama kesinlikle zekice bir anlatım. Anlatılmaz, yaşanır diyorlar ya öyle işte.

Kitaba döneyim tekrar. Konu şöyle; yazarın bir arkadaşı kendini asmış ve yazarımız cenazesine katılmış 25-30 yıldır görmediği Viyana sanat camiasının önde gelen isimleriyle. Sonra bunlardan yakın olduğu bir aile kendisini bir akşam yemeğine davet ediyorlar; hem anma için, hem de önemli bir tiyatro oyuncusu şerefine yapılacak bu yemek (Gece yemeği demek daha doğru). Yazarımız da es kaza kabul ediyor bu daveti. (Sürekli pişmanlık duyuyor kitap içinde bu karara) Kitap davetin başında başlıyor, sonuna kadar sürüyor. Kitabın ilk yarısın da bu tiyatro oyuncusu bekleniyor, yazarımız Berjer koltukta düşünüyor bu arada. Berjer koltuk sürekli vurgulanıyor hemen her cümlenin sonunda (Bendeki versiyonunda kitabın kapağında da o koltukta oturuyor Thomas Bernhard) Ben saymadım ama kesinlikle vardır üşenmeyip sayan kaç defa Berjer geçtiğini kitapta.

Bu ilk kısımda (kısım filan yok, sadece kitabın ilk yarısı) hiç tanımadığım bir topluluk olmasına rağmen 1950-1980 arası Avusturya Sanat camiasına tiksintiyle bakmayı başartıyor Bernhard. Kendisinin baktığı gibi, kimseyi sevmiyor zaten, kendisini de. Belki de o yüzden bir sıcaklık oluştu içimde adama karşı.

Daha sonra bu Burg oyuncusu geliyor (Viyana'nın Devlet tiyatrosu gibi bir şey) ve biz de yemeğe geçiyoruz herkes gibi. Bu süre zarfında fazla girdi yapmıyor yazar, en sevdiğimiz şey olan dedikodu dinliyoruz felsefi bir şekilde. Oyuncu sürekli kendini övüyor, etrafı pohpohluyor.

Yemekten sonra müzik odasına geçiliyor ve konuşmalar, yazarımızın bilinci akışı karışık bir şekilde devam ediyor. Sonra da bitiyor yemek ve kitap. Odun kesmek sonlarda bir yerlerde çıkıyor karşımıza, Burg Oyuncusunun hayali olarak. Yazarımız da o kadar beyin fırtınasına, öfkeye ve okuduğumuz herşeye rağmen ev sahibesinin alnını eskisi gibi öperek ayrılıyor davetten- ama içinde ukte kaldığı için yazıyor bu kitabı.

Şimdi ben kitabı baştan sona niye anlattım, neden spoiler verdim deli gibi? Diyebilirsiniz doğal olarak, en tabi hakkınız. Ama bu kitap zaten konusu için okunacak bir kitap değil, Thomas Bermhard'ı görmek, tanımak o sinirli dağınık adamı fark etmek için okunacak bir kitap. (Kitabın orijinal adı- Odun Kesmek: Bir Öfke zaten)

Her cümlesinden ayrı bir aforizma çıkarabilecek kitaplardan değil aynı zamanda Odun Kesmek. Başlı başına bir aforizma kitabın kendisi. Instagram okuyucusu sevmez, sıkılır, ki ben de zorladım kendimi özellikle bu bahar aylarında okumak için. Ama bıraktığım zamanlarda bile beynimde bir yerde çağırdı beni Bernhard yanına. Biliyor çünkü ben de rahatsız birisiyim kendisi gibi.

Bundan sonra Bitik Adam'ı bitirip Kireç Ocaklarına geçeceğim, normal bir şey değil yaptığım ama yapacak bir şey yok. Huzursuzluk sardı her yanımı. Bari kitaptaki geç akşam yemeği gibi bu incelemeyi de Bolero'yla bitirerek bir parça rahatlatayım sizi. İyi geceler.

https://www.youtube.com/watch?v=r30D3SW4OVw

Yazı ve turadan ibaret hayatımın 35 yılı yazıyla geçti,
Daha doğrusu kaldı!
Sınıfta kaldı
Yolda kaldı
Ukte kaldı
Yarım kaldı!
Diğer yarısını, hayatımın
Geri kalanına bıraktım!

Mehmet durmaz

ışıl zambak, Peter Pan'ı inceledi.
22 Nis 05:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Çocukluk dönemim kitapsız geçti kitapsız kelimesinden kastım( hikaye ,roman )bu tür kitaplara sahip olmadım . Ders kitapları yardımcı kitaplar dışında ailem bu tür kitaplara para vermez ve verdirmezdi ben bu yüzden kitaplardan uzak kaldim . Sınıfımizda maddi durumu iyi sinemaya kitaba para veren insanlar vardi onlara imrenirdim . Artık büyüdüm ailemin parasına muhtacligim bitti çalışıyorum paramı kazanıyorum icimde ukte kalan kitaplara tek tek ulaşıyorum beni ayiplamayin kaç yaşına gelmiş çocuk kitabı okuyor demeyin bunun için kendimden bahsetmek istedim. Sıra geldi kitaba Peter Pan merhametli bir çocuk yardımsever kötülere karşı iyilerin yanında bulunan dostları için kendini feda eden bir karakter . Yanımda Peter Pan dan bahis açılırsa konuya ilişkin benimde bir yorumum var artık işte ben bunu seviyorum her kitap hakkında bilgi sahibi olmayı konuşulanlara Fransız kalmamayi sevgiyle kalın

Her zaman beğenmek zorunda mıyız ?
Sitede beğen butonu var fakat beğenmeme eksileme butonu yok ciddi manada rahatsız edici bir şey. Beğendiğimiz seylerde aktif olabiliyorken beğenmediklerimiz içimizde neden ukte kalıyor ?
Kalmamalı.

Betül Deniz, bir alıntı ekledi.
20 Nis 02:00 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Ukte
Bilmiyordum ki çünkü
Ben hem balığım hem kuşum

Ölüm ve Oğlum, Can Yücel (Sayfa 31)Ölüm ve Oğlum, Can Yücel (Sayfa 31)
enzel, Olağanüstü Bir Gece'yi inceledi.
01 Nis 23:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zweig, kafasındaki her şeyi kalemine dökebilen içinde "ah şunu da yazsaydım" diye ukte kalmadığını düşündüğüm sayılı yazarlardan. Bunu diğer kitaplarında da görüyoruz. Olağanüstü Bir Gece insanı kendine getiriyor ve "dur bir dakika ben ne yapıyorum" dedirtiyor. Böyle bir eseri okumuş olduğum için kendimi şanslı sayıyorum gerçekten.