Bir saadet hikayesi anlatılıyor. Dönem koşullarını güzel yansıtan bir eser. Benim çok tarzım olmamasına rağmen yazarın okuyucu ile konuşarak anlatı oluşturması, yer yer mizahi unsurlar çok hoşuma gitti. Osmanlı'nın son dönemlerinde geçen bir yeşilçam hikayesi gibi. Bir solukta bitti.
Köpekler kurtlardan evrilmiştir, bu kitapta bir köpeğin kurda evrilmesine tanık oluyoruz. Jack London'un yazar olarak kendini kanıtladığı, yaptığı bir yolculuktan esinlendiği çok iyi bir kitap
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,2bin okunma
Nerede doğduk? Nerede büyüdük? Etrafımızda kimler vardı? Biz büyürken Dünya ne yaşıyor, nereye gidiyordu? Bu soruların cevapları yaşamımız şekillenmesinde bizim müdahil olamadığımız büyük bir etken dilimine karşılık geliyor. Biz seçemediklerimizin ormanında ilerleyebilmek için seçimlerimizin patikalarını arıyoruz. Belki aslında sadece dönüp duruyoruz.
Kitap yalın bir dil ile yazılmış, okuyucuyu yormayan eser olaylara daha çok odaklanmamızı sağlıyor ancak karakter derinliği göremiyoruz. Osmanlının son döneminden 2. Dünya savaşı sonrasına uzanan aidiyet, kimlik arayışı, aşk ve savaşlar. İnsanlığın varoluş mücadelesini yükseltirken başka bir tairhsel olguyu yerin dibine sokmuyor, var olanı olduğu haliyle anlatıyor yazar.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Yazar Salamanca Üniversitesi Rektörü iken bir general ile arasındaki diyalogtan bir bölüm şöyleymiş:
General Millán Astray artık dayanamaz, “Kahrolsun akıl! Yaşasın ölüm!” diye bağırır. Falanjistler, bağıra çağıra generali desteklerler. Ama Unamuno sürdürür konuşmasını: “Burası aklın mabedidir. Bense bu mabedin başpapazıyım. Sizler bu kutsal mabede saygısızlık ediyorsunuz. Yeneceksiniz, çünkü muazzam ve vahşi bir güce sahipsiniz. Ama inandıramayacaksınız. İnandırabilmek için ikna edebilmek, ikna edebilmek içinse sizin yoksun olduğunuz iki şey gerekir: akıl ve mücadelede haklılık. Sizden İspanya’yı düşünmenizi istemenin beyhude bir çaba olduğunu biliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar.”
Yazar belli ki cesur düşüncelere sahip fakat bu kitapta birşeyler karalamış diyebilirim. Fena öyküler değildi ama çok daha derin kısa öyküler okumuştum. Son öykü favorim. Düello olgusuna daha önce Schopenhauer'un yaklaşımına benzer şekilde bir tür aptallık örneği olarak yaklaşmış.
Kitap kapağındaki büyük soruya tatmin edici bir cevap veriyor. Konuyla ilgilenenlere tavsiye ederim. Biraz okuması zor bir eser olsa da yazar iyi iş çıkartmış.