Osman

Osman
@ulmovalinor
adını vermek istemeyen siyasi pozisyon
Nietzsche [Sılasız Sıla Özlemi - Gezgin] başlıklı fragmanında şöyle yazar: "Bir zamanlar onların yoktan var ettikleri Tanrı - aman ne mucize! Şimdiyse onlar için yok hükmünde. Alelacele hoplayıp zıplayan örümcek maymunları." Nietzsche, hoplayıp zıplayan bu örümcek maymunlarını "son insanlar" olarak da adlandırmıştı. Onlar da "istekleri ve isteksizlikleriyle o anın kazıklarında oradan oraya hoplayıp zıplayan soğuk ve sevimsiz sürüye" benziyordu. Nietzsche'nin "son insanları" bugün kamera karşısında hoplayıp zıplıyor. Yeni bir insan doğuyor: Homo saliens - hoplayıp zıplayan insan. Bu kavram ses açısından Homo sapiens ile akraba olsa da, Homo sapiens'in özelliği olan idrak [Einsicht] ve bilgelik [Weisheit] erdeminden nasibini alabilmiş değil. Dikkat çekmek için hoplayıp zıplıyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kültün hizmetinde olan nesneler için var olmaları, sergilenmeleri ve görülmelerinden daha önemlidir. Onların kült değeri var olmalarına bağlıdır, sergilenmelerine değil. Buna karşılık her biri bir meta haline gelmiş olan nesnelerin sırf var olmak için illa sergilenmek zorunda olduğu toplumumuzda sergi değeri kendini mutlaklaştırmaktadır. Kendi içinde dinginliğe sahip olan, kendinde kalan hiçbir şeyin değeri yok artık. Nesnelerin değeri, sergilendiklerinde ve görüldüklerinde artmaktadır ancak. İnsanlar da metalar gibi davranmaktadır. Onlar da sergi değerini yükseltmek için kendilerini sergiliyor, üretiyorlar.
Customer-Lifetime-Value [Müşterinin Yaşam Boyu Değeri] bir insanın tüm müşteri yaşamı boyunca bir firma için temsil ettiği değerdir. Bu kavramın temelinde, insan kişiliğini [menschliche Person] ve onun tüm yaşamını saf bir ticari değere dönüştürme niyeti [Intention] yatar. Günümüzün hiper kapitalizmi insan varoluşunu tamamen ticari bir ilişkiler ağında eritmektedir. Bugün ticari değerlendirmeden kaçmayı başarabilen bir yaşam alanı kalmamıştır artık.
Araştırma-İnceleme-Insan ve Toplum
Neoliberalizm baskı altındaki işçiyi serbest bir girişimciye dönüştürmektedir, kendi kendisinin girişimcisine. Bugün herkes kendi şirketinin kendini sömüren işçisidir. Herkes kişi olarak [Person] hem efendi hem köledir. Sınıf mücadelesi de insanın kendisiyle verdiği bir iç savaşa dönüşmektedir. Başarısız olanlar kendini suçlamakta ve utanç duymaktadır. İnsan, toplum yerine kendisini sorunsallaştırmaktadır.
Disiplin [toplumunun] ve sanayi toplumunun sistemi koruyan iktidarı baskıcıydı. Fabrika işçileri fabrika sahipleri tarafından vahşice sömürülüyordu. Böylece dıştan gelen şiddetli sömürü, fabrika işçilerini protestolara ve direnişlere sürüklüyordu. Egemen üretim ilişkisini yıkabilecek bir devrim mümkündü burada. Bu baskıcı sistemde hem baskı hem de baskı uygulayanlar görünürdür. Somut bir karşı taraf, direnişin yöneldiği görünür bir düşman vardır. Neoliberal egemenlik sisteminin yapısı ise bambaşka. Burada sistemi koruyan iktidar baskıcı olmak yerine sedüktif, yani baştan çıkarıcıdır artık. Bu iktidar, disiplinci rejimde olduğu kadar görünür değildir. Somut bir karşı taraf, özgürlüğü baskı altına alan ve direnişi mümkün kılan bir düşman yoktur.