Sevebildiğim kadar çok insanı sevmem gerektiğini biliyorum. Sanki bazı insanları çok eskilerden beri seviyor gibiyim. Dinleyebilirsem, dinleme erdemi gösterirsem herkesin birçok hikâyesinin olduğunu anlıyorum. Çok konuşanın çok hikâyesi olmuyor. Çok hikâyesi olanın da çok konuşması gereksizlik. Umarım yazdıklarım konuşmaya sayılmaz! Asıl diyeceğimi diyemedim bir türlü. Kalsın. Çok okumak değil okuduklarımızdan anlam çıkarmanın olduğu yerdeyim. Bir gülüşten, bir çiçekten, yağmurdan, yazılanlardan, susmalardan, sarılmalardan, tınıdan, hissedişten, su birikintisinden… Tekrar başa döneyim. Tebessümün sadaka olması. Gülüşünde çiçek yetiştirecek bahçıvan… Yüzünü dökerek sarılacaksan, gülümseyerek uçurumdan at beni! Gülüşünü esirgeme benden!