seldasemra ARAS

seldasemra ARAS
@umay
MSP mitinginde İstiklal Marşını dinlememişler, şeriat istemişler; Cumhuriyetin temel ilkesi olan laiklik hakkında demediklerini komamışlar... Baksana herkes olayın aleyhinde konuşuyor. Siyaset Rasim hemen itiraz etti: Ne hakları varmış konuşmaya! Erbakan'la kol kola hükümet kuranların, ya da diz dize iktidar olanların ne hakkı var? Bir taraftan Necmettin hocanın sırtını sıvazlayacaksın, halk dalkavukluğu yapıp "tarihi yanılgıcılık" oynayacaksın, sonra da adamlar Konya'da kendilerini ortaya koyunca kıyameti koparacaksın. Neredeyse Necmeddin hocayı devrimci ilan edip, her lafında keramet bulanlar, bugün kuyruklarına basılınca, irtica hortladı diye feryat ediyorlar. MC'leri kurarken, ya da tarihi yanılgıyı düzeltiyoruz derken akılları neredeydi? Geç bunları bir kalem! Yemezler (Eylül 1980 yazısı)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aslında bütün bu kalabalıklara bakıp da sonuç çıkarmak pek sağlam bir şey değil ya! Kalabalıklar seçim kazandırmış olsaydı, 1950'de "iste Paşam İstanbul" diye gösterilen Taksim meydanı İsmet Paşa'yı iktidarda bırakırdı.
Ecevit "ara rejim"dışında Trakya gezisi boyunca taban fiyatları üzerinde durdu"kalkınmayı köylüden başlatacağız demiştik, başlattık. Buğdaya 480 kuruş, ayçiçeğine 16 lira taban fiyatı verdik, köylünün yüzünü güldürdük..." Bunlar söylenirken ön sırada duran bir grup "MHP, ÜGD kapatılsın. Faşistlerden hesap sorulsun. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi..." Ecevit bir süre sustu sonra susmadıklarını görünce sloganlarını kesti ve "Genç arkadaşım ben şimdi başka şeyden,köylüden bahsediyorum. MHP ve ÜGD'nin hesabını devlet görecektir. Genç arkadaşım Amerikan emperyalizmi falan değil, kendimizi aldatmayalım, Amerika, Amerika deyip MC'yi unutmayalım, gerçekçi olalım" ve gençler sustu. (1979 tarihli yazısından)
Biz yağdı, buğdaydı, derken seçim otobüsü otelin önüne yanaşıyor ve ver elini Trakya... Demirel'in otobüsünün Ecevit'in otobüsünden farkı yok ama yola çıkar çıkmaz ortaya çıktı fark. Süleyman Bey otobüsün sağ tarafında, ortada pencere kenarında oturur: Ecevit ise en önde, şoförün yanında oturuyor. Demirel, az kalabalık görünce pencereyi açar, "sevgili vatandaşlarına" oradan hitap eder. Ecevit ise, bir kaç yer dışında yolu kesilen her yerde otobüsün üstüne çıktı, konuştu. Beş on kişilik kalabalıklara ise ön kapıyı açıp el sıktı, bir iki laf etti... 1979 yazısından
-Sen ne diyon Paşam? Biz köy kahvesinde haberleri dinledikten sonra ne konuşuyoruz biliyon mu? Biz, harp çıksın diye dua ediyoruz. Harp çıkarsa belki Ankara'dakiler kavgayı bırakıp da anlaşırlar, vatan elden gidiyor diye elele verirler. Yoksa bunların anlaşacağı yok. Harp neye patlarsa patlasın bey! İstiklal harbi neye patladı ama sonunda vatan kurtuldu. Biz çoluk çocuğunuzu, canımızı gözden çıkardık, sırf bunlar anlaşsınlar da memleketi bu halden kurtarsınlar diye... Haziran 1979 tarihli yazı