1932'de doğdu. Babası subay olduğu için öğrenimini çeşitli okullarda tamamladı. Ortaokul ikinci sınıfta, biyoloji dersinde atmacanın kafa kesitini renkli tebeşirle kara tahtaya çizemediği için belge aldı. Üç yıl, çeşitli işlerde çıraklık yaptıktan sonra, tekrar öğrenime karar verdi. Oratokul bitirme sınavlarına dışarıdan girdi, kazandı; Kabataş Lisesi'nde yatılı okudu. Sırasıyla Yeni İstanbul, Vatan, Havadis, Akşam, Milliyet, Hürriyet, Güneş gazetelerinde çalıştı. Yazıları Gazeteciler Cemiyeti'nin ve TGS'nin yarışmalarında başarı ödülleri kazandı. 30 yıldır, gazetecilikten başka herhangi bir yan işi olmadı.
"...Ve 9'u 5 geçe Atatürk öldü!
Hepimiz hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk. Mehmet Kamil, Mim Kemal'in omzuna yaslanmış, perişan hâldeydi. Önce Hasan Rıza Atatürk'ün elini öptü, sonra ben 'Bir tarih kapandı' diyerek elini öptüm ve yorganın altına soktum. Bütün dünyayı ve memleketi sarsan heyecan burada bitiyordu.
Birkaç dakika sonra odaya Salih Bozok geldi. Manasız gözlerle ve garip bakışlarla baktı. Daha önce hepimize söylemişti. 'Atatürk ölürse ben intihar ederim!' demişti. Fakat o anda hepimiz o sözü unutmuştuk. Sonra aşağıya indi. Benim odama girmiş ve tabancasını çekerek kalbine ateş etmiş. Hemen aşağıya koştuk. Mim Kemal yetişti. Kurşun iyi bir tesadüf sonucu kalbine isabet etmemişti. Uzun süre yaşadı ve kalp sektesinden öldü.
Artık Atatürk yoktu. Ama ben bugünlere hep onun varlığını yaşayarak geldim. Yoksa..."
...Ve İsmail Hakkı Tekçe, "Atatürk'ün muhafızı", günlerden beri sakladığı gözyaşlarını o gün benden saklamadı. Çünkü yapacak bir şeyimiz yoktu artık! Hele bugünlerde! Ata'ya ağlanacak günlerdi bugünler!
...Ve ağlıyorduk!..