“Öyle ki ruhiyata adeta merak sardım. Freud’u değil Jung’u tercih ediyordum ve durmadan okuyordum. Freud, insan aklını hayvanınkinin gelişmiş biçimi olarak kabul ediyordu. Oysa onun müridi olan Karl Gustav Jung ileriki yıllarında bu teoriyi reddediyor ve “Hayvanın aklı ne kadar gelişirse gelişsin insana varamaz. Zaten insanı insan yapan bir başına akıl değil, akıl ile birlikte zekâ, irade, benlik bilinci gibi duyguların toplamıdır.” diyordu.”
“1946’ da Amerika’nın USS Missouri savaş gemisi bu sefer de İstanbul’a gelmiş, gelirken de Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesini getirmişti. ABD filosu Türk Donanması tarafından karşılanmış, büyük şenlikler yapılmıştı. Belediye Başkanı Lütfi Kırdar’ın emriyle İstanbul’da evler ve dükkânlar hep boyanmış, genelevlere gün doğmuştu. Bu arada özel posta pulları basılmış ve Tekel tarafından “Missouri” adlı bir sigara üretilmişti. ABD filosunun 5 bine yakın subay ve askeri İstanbul’da, mükellef bir şekilde ağırlanmıştı.”
“Kolejden mezun olmasına birkaç gün kala öğretmenleri Bülentlere, ceplerinden çıkarttığı bir sigara paketini uzatarak, “Artık büyüdünüz, içebilirsiniz...” demiş. Bülent, ömrü boyu, bütün çabasına rağmen bir türlü bırakamadığı sigaraya böyle başlamış.”
“Halk şiirini çok okuduğumdan ve onların sitemlerini anlayabilmek sırrına erdiğimden mi ne bilmem, çok sevdiğim arkadaşlarımın her bir danslı çaya gidişlerinde, onlara karşı büyük bir kırgınlık duyarım…”
“Ben “ortak bilinçdışı”nın (collective unconscious) varlığına inanırım. O nedenle bugün ben mehter musikisini dinlerken o yaşamadığım eski savaş günlerini aynen babam gibi yaşarım.”