"Sanırım en çok senden özür dilemeliyim, küçüklüğüm.
Şimdiki beni görsen çok ağlardın, çok kırılırdın. Çünkü ben onca çabamızı boşa çıkardım. Az kalsın vazgeçecektim hayallerimizden, her şey yok olacaktı. Önümüzde başarıya uzanan koca bir merdiven var ve biz büyüdükçe o da bizimle doğru orantılı şekilde büyüyor. Sen o küçücük bedeninle kalbin hızlıca çarparak tırmandın basamakları. Bir kere bile 'Of!' demedin. Gözlerin hep ışıldadı, hep gülümsedin. Her şeyin farkındaydın ama üzüntüye kendini teslim etmedin. Uykularından, oyunlarından, eğlencenden hep fedakârlık ettin. Geç uyudun, erken kalktın. O soğuk sabahlarda titredin ama hiç geriye dönmedin. Yorgunluktan bütün vücudun sızladı, parmakların kızardı hatta morardı. Ancak sen hep bir ileriye adım attın. Sürekli talihsizlikler geldi başına, aileni hep üzgün gördün. Annen hep düşünceliydi göstermese de. Olanların farkındaydın, çevrendekiler bilmediğini düşünse de. Belli etmedin, tebessümün ile gizledin. Şaşıyorum şimdi düşününce. O cılız, güçsüz kız meğer ne dayanıklıymış. Peki ben neden dayanamadım? Gücüm mü tükendi? Bu duruma düşmeye hakkım var mı? Hayır, sen çabaladın ben de yapacağım. Yolu yarıda bırakamam. Şimdi senden yıldızlar kadar, denizler kadar çok özür diliyorum. Durup ağladığım, vazgeçip ipin ucunu bıraktığım her an için beni affet. Görmek istediğimiz o yerlere gelmek için çabalayacağım. Belki kader bizi başka sonlara sürükler. O zaman sana üzülme demeyeceğim çünkü ben de üzüleceğim. Ama şimdiki kadar yıpratmayacağım kendimi. Biliyorum ki elimden geleni yapmış olacağım. Yaptığın her şey için teşekkür, yaptığım her şey için özür borçluyum sana. Merak etme, artık kendime annemin bana inandığı kadar inanıyorum."