Hani Dünya Küçüktü?
En sevdiğim arkadaşlarımla oturuyorum, kendime nazır,
sana hazır, görmeyi bekliyorum sağda solda. Sandalye rahat-
sız, çayım tatsız, ne kadar dayanabilirim yokluğuna, rast gele-
si de mi yok görüşmemizin, hani dünya küçüktü?
Aşkın peşinden yeniden koşabilirdim, yılları, üstümden
geçen onca acıyı, mutluluğu, heyecanları, kalp acılarını unu-
turdum, ruhum incinmiş, incitilmiş umursamazdım belki ama yoruldum işte.
"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!"
"Peki, sen ne görüyorsun bakalım?"
"İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan ."
Her çıktığım yoldan eli boş dönüyorum. Sana çıkan yollar
çoktan tutulmuş, kararmış bütün sokak lambaları, içsiz bütün
şarkılar. Aklım bulanıyor, her deneyişim bir başka kaybedil-
mişlik, tuz beyazı melekler gelip giriyor kanıma, rüyalardan
uyanırken bölük bölük, uyku aralarında susuz kalıyor gibi-
yim, ölürcesine seviyorum seni, burnumda çim kokusu, lanet
olası bahar çiçekleri şimdi de sensiz açacak, ahhh bu ne kadar
sensizlik böyle, dayanamıyorum, gel artık ne olur...