UMUT KEREM

UMUT KEREM
@umutkeremm
Bir şey arıyorum sanırım ama ne olduğundan tam emin değilim.
Öğrenci
Kayseri
İstanbul, 14 Mart 2004
132 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Mucize yok
Medine döneminde R a’l, Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan kabilelerinden bir heyet Hz. Muhammed’in yanına gelip İslamiyet’i kendilerine anlatmaları için birkaç hoca (sahabi) istiyorlar. Muhammed de Ensar denilen Medine asıllı sahabeden 70 kişilik bir grubu onlara gönderiyor. Meğerki bu istekte bulunanların niyeti kötüymüş: Onları götürüp yolda öldürmeyi planlamışlar. Giden bu sahabileri yolda katlediyorlar; yalnız bir kişi kurtulabiliyor. Hz. Muhammed bu olaydan olumsuz etkileniyor ve yaklaşık bir ay/kırk gün sabah namazlarında o katillere bedduada bulunuyor. Katledilenler hakkında özel bir ayet de iniyor ki, Allah onlardan razı ve onları mutlu kılmıştır diye; ancak daha sonra bu ayet mensuh oluyor (yürürlükten kaldırılıyor).Demin de belirttiğim gibi Buhari bu olayı defalarca işlemiş ve zaten tarih boyunca buna itiraz eden de olmamıştır. Ben bu konuda fazla bir şey söylemiyorum; yalnız tek bir hatırlatmada bulunuyorum: Eğer Hz. Muhammed’de keramet/mucize olsaydı bir kere bu insanları o komploculara inanıp da göndermezdi. Bu örnek Hz. Muhammed’in mucize göstermediği konusunda önemli bir göstergedir. Ortada yetmiş kişinin öldürülmesi söz konusudur. Muhammed burada kerametini/mucizesini gösteremiyor; ama uzayda rahat dolaşabildiğini, ayı ikiye böldüğünü kolayca anlatabiliyor.
Reklam
Tanrının varlığı senin peygamber olduğunu kanıtlamaz ki.
Kureyş’ten inanmayanlar Yahudilere gidip “Hz. Musa mucize göstermemiş mi?” diye soruyorlar. Onlar, göstermiştir diyorlar ve mucizelerinden örnekler anlatıyorlar. Bir de Hıristiyanlardan soruyorlar: Hz. İsa’nın mucizeleri yok muydu diye. Onlar vardı deyip örneklerle anlatıyorlar. Bu sefer Hz. Muhammed’edönüp ondan mucize talebinde bulunuyorlar. Bunun üzerine gelen cevap mahiyetindeki ayette şöyle deniliyor: “Gerçekten göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, aklını ve gönlünü işletenler için çok ibretler vardır.”Soruya verilen yanıt ilginç. Onlar mucize istiyorlar; ama Hz.Muhammed tanrının varlığını ispatlamaya çalışıyor. Tanrının varlığı senin peygamber olduğunu kanıtlamaz ki. Bir kere onların şüphesi senin peygamber olmanda. Onlar zaten Allah’a inanırlardı. Bunu yukarıda özel bir başlık altında kanıtlarıyla anlattım. Bu şuna benzer: Diyelim ki kimi fizikçi, kimyacı, matematikçi vs kalkıp branşlarıyla ilgili kanunları anlatıp sonunda da kim bu dengeyi kurdu deyip, buna karşı toplum için çok zararlı bir idare biçimi ortaya atıp biz tanrıdan geliyoruz diyorlarsa onlara inanmak mı gerekir? Yani, madem Allah’ın varlığını ispat ediyorlar, o zaman bunlar ne gibi bir siyasi projeyle gelirlerse gelsinler artık bunların her şeyi doğrudur, bunlar Allah’tan gelirdemek ne kadar yanlışsa, Hz. Muhammed’inki de aynen bunungibi yanlıştır: Yaratıcı varlığıyla onun davası arasında bağ kurmak doğru değildir, konular çok farklıdır.Daha önce de defalarca dile getirdim: K ur’an’da Allah istenilen mucizeye yanıt vermediği gibi, kimi ayetlerle kullarını tehdit de ediyor. Mesela; “De ki, herkes gözlemekte, siz de gözetleyin (akıbetinizi). Düzgün yolun sahipleri kimlerin olduğu ve kimlerin hidayet üzerinde olduğu ileride
Fussilet suresinde, “De ki: Yeri iki günde yaratanı inkâr edip ona ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin rabbidir. O, dört güniçinde yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. İki günde de yedi gök yarattı” deniliyor. Bir kere gök nedir, ne kastediliyor bu belirsiz. Bir de rastgele, ispatsız bir bilgi, ucu açık hayali bir söylem. Hepsi bir yana; bir kere matematik hesap yanlış. Birçok ayette yerle gökleri-tüm kâinatı altı günde yarattım deniliyor;işin teferruatına gelince hesap bozuluyor: İki gün dünya, dört gün dağlar ve kocaman evrene de iki gün ayrıldığı söyleniyor.Bu durumda günlerin toplam sayısı sekiz oluyor ki daha önce, altı günde yerle gökleri yaratıldı hesabına uymuyor. K ur’an yorumcusu Nesefi de, “Bu iki ayet hakkında yorum gerekiyor; yoksa kâinatı toplu halde altı günde yaratıp detay kısmında bunun sekiz güne çıkması açıklanamaz” diyor.
Hz. Muhammed onun hakkında, “Din Süreyya yıldızında da (Merih’te de) olsa Selman gidip onu alacak” diyor. Bu, onun ne kadar bilgili ve cesur olduğunu gösteriyor. Hz. Muhammed’in, “Selman bizim aile bireylerindendir” demesi, onu yanma alıp evinde ondan bilgi alması da çok önemlidir. Hele Hz. Ayşe’nin şu sözü çok anlamlıdır: “Hz. Muhammed’le Selman geceleyin tek başına toplantı yaparlardı. Öylesine konuşmaya dalarlardı ki nerdeyse Muhammed bizi unutmuş olurdu.” Peki sormazlar mı ki bunlar bu özel toplantılarda neler konuşuyorlardı diye!
Varaka’nın ölümünden sonra vahyin kesildiği süre içinde Hz. Hatice yine üstüne düşeni yapmış, o süre zarfında Hz. Muhammed için yeni hocalar bulmuş (Bel’am, Cebr-i Rumi, Yesar vs).Bir süre sonra tekrar vahiy gelmeğe başlamış ve kaldığı yerden devam etmiştir. Vahyin kesilmesiyle ilgili zaten Kur’an’da ayetler var. Duha suresi bununla ilgilidir. Hatice’nin de desteğiyleHz. Muhammed kendini hızla toparlar. Duha suresi iner, tanrı tarafından unutulmadığı belirtilir. Tanrı burada “Kuşluk vaktine ve karanlığı iyice çöktüğü zaman geceye and olsun ki, rabbin senibırakmadı ve sana darılmadı da!” şeklinde yeminle başlayıp Mu'hammed’i terk etmediğini, ona darılmadığını belirtir. Burada sormak lazım: Acaba tanrı neden vahye ara verip Muhammed’i sıkıntıya sokup intihara kadar götürdü de sonra da “Kuşluk vaktiyle, geceyle yemin ederim ki asla ben seni terk etmedim” demiş olsun. Kuşluk vaktiyle, geceyle, gündüzle yemin bir kere eski Arapların âdeti. Burada iki çelişki var: Neden uzun süre Hz.Muhammed’i sahipsiz bıraktı ve neden bu putperestlerin yeminini tanrı kendine layık gördü? Aslında zaman zaman hocalarını kaybedince, Cebraillerinde de sıkıntı yaşamıştır.
Reklam