Balıkesirli bir ilahiyatçı profesör hocamız vardı. Birgün bize bir anısını anlattı; konumuza da uyuyor. Şöyle diyordu: Ben henüz İmam-hatip orta kısımda okuyorum. Çevrede takvasıyla, Arapçasıyla meşhur bir hoca bir Cuma günü bize gelip camide vaaz verdi. Ben de dinlemeye gittim. İlmihalden bir şeyler anlatıyor; ara sıra konuşmalarında "E's-Sa'leb'u ve'l Unlrud" diyeiki kelimelik Arapça ifadeyi de kullanıyordu. Ne ben ne de başkası bunun anlamını bilmiyor; "Arapçayı çok iyi biliyor, allamei cihandır" sonucuna varıyorduk. Vaazı bitince, herkes elini öpmek için kuyruğa girmişti.Daha sonra İlahiyata gittiğim sıralarda o cümlenin ne anlama geldiğini öğrendim; meğerki "Sa'leb" Arapça'da tilki, "Unkud" da üzümmüş, halkı etkilemek için konuşması arasında bir nevi nakarat gibi sık sık kullanıyormuş. İşte böylesi boş şeylerle insana elini öptürmeyi başarıyordu diye anlatıyordu hoca. Gerçekten inananların çoğunun durumu bu. Ben de bunun içinden geldim, ben de böyle inanıyordum. Özellikle ölümden sonraki ütopya, cahil insanlar üzerinde çok olumsuz etki yapar. Ölümden sonraki korku yüzünden, Kutsal Kitaplarda ne kadar yararsız/inanılmaz efsaneler anlatılmış olsa da, inananlar inançlarından kolay kolay vazgeçmezler.