UMUT KEREM

UMUT KEREM
@umutkeremm
Bir şey arıyorum sanırım ama ne olduğundan tam emin değilim.
Öğrenci
Kayseri
İstanbul, 14 Mart 2004
131 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Yine Kur’an’da “Biz göğü yükselttik, ayı, güneşi yarattık, bunu ölçülü yaptık” deniliyor. Yani İm r’ül Kays’ın dediği gibi bir nizam ve intizam söz konusu. Ama bu, yeni ortaya atılan bir inanç değil. Kaldı ki bunda bir keramet de yoktur. Her gün güneş aynı yerden doğar, aynı yerden batarsa, bir çocuk bile, bunda bir kural vardır diyebilir. Habbeden kubbe çıkarmanın bir anlamı yok.
Benim için önemli olan mükemmel bir dünya düzenidir.
İsa ve Muhammed benim gözlerim önünde araçsız bir şekilde kalkıp havaya uçsalarda, ölüleri diriltseler de, çamurdan kartal yapıp ona can verselerde bunun bende zerre kadar olumlu değeri olamaz. Benim için önemli olan mükemmel bir dünya düzenidir. Madem tanrı/bir yaratıcı bu dinlerin arkasında varsa, o zaman böyle sihir-büyü gibi olağan dışı olayları göstereceğine; barış, eşitlik, savaşsız bir dünya için geçerli formülü insanlara göstersin. O yüzden mucize göstermiş, Hz. İsa’yı göklere çıkarmış gibi laflar gerçekleşmişde olsa benim yanımda bunların önemi yok. Kaldı ki zaten böyle bir şey olmamıştır ve olması da olası değildir.

UMUT KEREM

, bir kitap okudu
10/10
·230 syf.·
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Arif Tekin
8.4/10 · 132 okunma
inananlar inançlarından kolay kolay vazgeçmezler.
Balıkesirli bir ilahiyatçı profesör hocamız vardı. Birgün bize bir anısını anlattı; konumuza da uyuyor. Şöyle diyordu: Ben henüz İmam-hatip orta kısımda okuyorum. Çevrede takvasıyla, Arapçasıyla meşhur bir hoca bir Cuma günü bize gelip camide vaaz verdi. Ben de dinlemeye gittim. İlmihalden bir şeyler anlatıyor; ara sıra konuşmalarında "E's-Sa'leb'u ve'l Unlrud" diyeiki kelimelik Arapça ifadeyi de kullanıyordu. Ne ben ne de başkası bunun anlamını bilmiyor; "Arapçayı çok iyi biliyor, allamei cihandır" sonucuna varıyorduk. Vaazı bitince, herkes elini öpmek için kuyruğa girmişti.Daha sonra İlahiyata gittiğim sıralarda o cümlenin ne anlama geldiğini öğrendim; meğerki "Sa'leb" Arapça'da tilki, "Unkud" da üzümmüş, halkı etkilemek için konuşması arasında bir nevi nakarat gibi sık sık kullanıyormuş. İşte böylesi boş şeylerle insana elini öptürmeyi başarıyordu diye anlatıyordu hoca. Gerçekten inananların çoğunun durumu bu. Ben de bunun içinden geldim, ben de böyle inanıyordum. Özellikle ölümden sonraki ütopya, cahil insanlar üzerinde çok olumsuz etki yapar. Ölümden sonraki korku yüzünden, Kutsal Kitaplarda ne kadar yararsız/inanılmaz efsaneler anlatılmış olsa da, inananlar inançlarından kolay kolay vazgeçmezler.
Kazanınca farklı kaybedince farklı
Bir ayette, "Allah Bedir harbinde bizim yardımımıza bin melek (savaşçı) gönderdi"; bir başka ayette ise, "üç bin, beş bin melek gönderdi" deniliyor. Hz. Muhammed bir yıl sonra Uhud harbinde kaybettiğinde; özetle, "Savaşta kazanmak varsa, kaybetmek de vardır. Daha önce de biz (Bedir'de) kazandık, bu sefer aleyhimize oldu. Allah bazen bir tarafa, bazen de öbür tarafa kazandırır" diye ayet indiriliyor.