Öncellikle kitap, son derece akıcı ve dili oldukça yalın. Post-Modernizm, Post-Truth, Popülizm gibi yeni nesil ve anlaşılması oldukça güç mefhumlar, gayet güzel bir basitlikte anlatılmaya çalışılmış. Muhtelif konular 180 sayfalık kitaba sığdırılmış. Kısa ve öz bir kitap. Olaya objektif şekilde yaklaşılmış ve yorumlardan kaçınılmaya çalışılmış.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak, her ne kadar yazar kitabı ikiye ayırmasa da halihazırda iki farklı konu ele alındığından iki ayrı kitaptı. İlk bölüm olarak Post-Truth tanımlanmış ve ikinci bölümde ise bu duruma önayak olan sorunun çözümü olarak safsataların anlaşılması için bir safsata sözlüğü konulmuş.
Birinci bölümde yani ilk kitapta, Post-Truth kavramını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bunu yaparken Post-Truth mefhumunun Türkçe karşılığı ve tarihi gelişimini inceliyor. Daha sonrasında Post-Truth dönemin, yapıtaşlarını bir bir sıralıyor.
İkinci kitapta ise mantığın ve aklın tanımı yapılarak aklın ve akıl yürütmenin yöntemi irdeleniyor. Daha sonrasında da safsatanın tanımı ve safsata çeşitleri incelenerek bizi düşmanımızı tanıyarak ona karşı önlem almamızı sağlıyor.
Kişisel yorumuma gelicek olursak: Benim için oldukça korkutucu bir kitaptı. Zira içinde bulunduğumuz dönemin hiç uzaklarda olmadığını bilakis içerisinde can verdiğimiz bir distopya olduğunu gözler önüne seriyor. Sosyal mecraların bizi Filtre Balonları nasıl radikalleştirdiğini, kullanıcıların benzer profiller içerisinde kendilerini ve düşüncelerini nasıl ayyuka çıkardığını ayan beyan şekilde ortaya koyması günümüzde olmazsa olmazımız olan bu cerahatli uygulamaların ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Sosyal mecraların yarattığı tehlike pek tabii sosyal mecralar içerisinde hapislik kalmıyor. Toplumun bütün sosyal inşaalarına sirayet