Eğer insan “Allah’ı tanıma fıtratı” özelliğini korumaya ve onu günden güne güçlendirmeye uygun bir şekilde çalışmazsa, çoğu zaman birtakım sapmalara maruz kalır ve gaflet perdeleri bâtınî gücün etkilerinin açığa çıkmasını önler.
Fakat bunların hepsine rağmen yine de insan, onu meşgul edip, bu etken güçten gafil eden maddi ve zahiri vesilelerden tamamen ümidini kestiği anda yeniden gerçek mahbubuna ve asıl ümit bağlayacağı mutlak güce yönelir.
Bazen insanın yüzeysel olarak inkâra kalkışması ise sonradan gelme birtakım nedenlere dayanmaktadır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
1-Nefsanî isteklerin hâkimiyet ve etkisi altında kalmak
2- Bazı Allah’a inanan gafil ve gurura dalmış insanların rahatsız edici ahlak, davranış ve yaşayış tarzları
3-Allah’a taptıklarını iddia edenlerin hataları, ahlaki ve içtimai alanlarda Allah ve din adına yapılan kötü ameller
4-Allah hakkında nakış bir inanca sahip olan kimselerin yanlış değerlendirmeleri, öyle ki hadisenin tabi nedenlerini aramadan vasıtasız olarak doğrudan Allah’ın iradesinden kaynaklandığını söylüyorlar. Oysa Allah, maddi hadiselerin, maddi nedenleri olmasını ve işlerin yaratılış âleminde koyduğu uygun vesilelerle yapılmasını irade etmiştir.