Herkesin kendini herkesle rekabet içinde hissettiği, bu nedenle dayanışma, sağduyu ve paylaşımın ağır yara aldığı bir ortamda, Tükenmiş, depresif ve dağınık bireylerden devrimci bir kitle çıkmaz.
Müslüman, hayatı, eşyayı, olayları ve kişileri değerlendiren kıymet ölçüleri bakımından üstündür. Çünkü, islam'ın öğrettiği bütün sıfatları Allah'ı tanımaktan kaynaklanan, değerlerin gerçek yüzünü dar yeryüzü sınırları içinde değil, büyük kainat çapında bilmeye dayanan inanç, mü'minin böyle bir inancı, ona sadece ayaqlarının bastığı yeri idrak edebilen, aynı nesil boyunca, aynı millet içinde, hatta aynı insanda bile akşamdan sabaha aynı ölçüyü muhafaza edemeyen insanların elinde bozulmuş olan değer ölçülerinden daha sistemli ve daha üstün bir kıymetler kavramı sağlar.
Müslüman, vicdan, şuur, ahlak ve tutum yönünden üstündür. Çünkü «Esmatül Hüsna» sahibi ve örnek sıfatların maliki olan Allah'a inanması, ona dünya sıkıntılarını ve acılarını, tüm olarak önemsizleştiren ve dünyadan nasipsiz ayrılsa bile mü'minin gönlünü tatminle dolu tutan Ahiret mükafatı inancını telkin ettiği gibi; şerefi, ruh asaletini, temizliği, iffeti, takvayı, salih ameli ve yapıcı halifeliği de telkin eder.
Bize göre Allah'a imanın kendisi hedeftir. Bir başka deyişle, Allah'ın kendisi hedeftir... Ne bilim hedeftir ne de bir başka deyişle, "eşyanın gerçeğini bilmek" demek olan 'hikmet' hedeftir. Ne güzellik hedeftir, ne adalet hedeftir, ne sevgi hedeftir.. Hedef, yalnız ve yalnız Allah'tır, hakikattır.