Doğu ve batı eğitim ve öğretim sisteminde eğitim ve öğretim bir meslek olarak yaşam giderlerini karşılamak için ve bir makam bulmak içindir. İslami eğitim ve öğretimde eğitim ve öğretim bir ibadet sayılır.
Berlin Hür Üniversitesi’ne mensup bir öğretim üyesi, bildiri esnasında 15. ve 16. yüzyılların Türk korkusu yüzünden Avrupa’nın felaket çağları olduğunu; günümüzde de bu korkunun farklı bir renkte, içerikte tekrar nüksettiğini dile getirdi. Çay molasında özür dileyerek, Türklerle şahsî bir derdi olmadığını, yalnızca vâkıayı tasvir ettiğini bildirdi ve “Ne olacak bu memleketin hâli?” kabilinden bir soru sordu. Kendisine Michael Mann’ın cümlesini söyledim: “ Avrupa eliti isteyebilir; ama vicdanı henüz hazır değil.” Peki, Avrupa’nın vicdanı ne? Bunu da Avusturya’daki Salzburg Katolik Üniversitesi’nin -ve daha birçok yerde ve muhtevâda- müfredat programındaki ders adında görmek mümkün: Terörizmin İslâmî kökenleri.
Manâ, anlam-değer, maneviyat, vicdaniyat, adı her ne olursa olsun kısaca insan, saf adedî veya hendesî ölçüye vurulabilir bir yapı değil, tersine yaşayan-canlı bir örüntüdür. Bu nedenledir ki, insanı bir makine gibi gören, akabinde toplumu kimyevî bir alaşım gibi tasavvur ederek üzerinde hendesî işlemler gerçekleştirebileceğini varsayan toplum-bilim/sosyoloji geleneği taklitçilerinin, toplum mühendisliği adı altında anlam-değer dünyasını -en hafif deyişle- dikkate almaksızın insan üzerinde operasyon yapmaya kalkışmaları, anlamaya değil açıklamaya çalışmaları - yine en hafif tabirle- insan onurunu zedelemek demektir. Hem modern kimyanın hem de bu kimyayı toplum çalışmalarında kendine örnek alan sosyolojinin Fransız toplumunda ortaya çıkması tarihî bir tesadüf değildir. Modern bilimsel zihniyet Evren’i anlamdan, büyüden ve ara-varlıklardan arındırma sürecini giderek bireye, topluma ve siyasete de taşımış; böylece insanı da mekanik-deneysel-matematiksel yeni doğa felsefesinin bilme yöntemine mahkûm etmiştir.
Halep’ten bu tarafa geçmeyen şey yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor.
Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.