“aklı batı’da, kalbi doğu’da yaşama şizofrenisinin parçaladığı ruhların bunalımını, özgüven eksikliğini, yabancı sözcüklerle, yabancı tüketim mallarıyla örtmeye çalıştıkları tedirgin kişiliklerini, olduğundan farklı görünme çabalarını sanki gözlerim birdenbire açılmışcasına göstermişti hüseyin bana.
“iki yıl önce, polis işkencesinden geçmiş bir öğrenciyle söyleşi yapmıştım. çocuğu bir mahzende kapatmış ve sakat kalana kadar işkence yapmışlardı. ne var ki onun aklı, o mahzende asılı bir kafeste tutulan kanaryaya takılmıştı. nefret ettim o kanaryadan diye anlatmıştı bana, o güzel ötüşüyle bana dış dünyayı, baharı, sarmaş dolaş gezinen sevgilileri hatırlatıyor, özgürlüğü aklıma getirmesi canımı daha çok yakıyordu. nefret ediyordum o güzellik
simgesi kanaryadan çünkü o mahzende güzelliğe yer yoktu.”