Herkesin kendi hayatının anakarakteri olması gerçeğiyle, aldığımız kararların basit evrimsel/hormonel dürtülerden kaynaklanması arasındaki tezat şaşırtıcı.
Oysa o basit kararın ardındaki veri tabanı; yılların birikimi, yaşanmışlıklar ve etkileşimler... İnsan zihni, basit bir çıktı için korkutucu büyüklükte bir girdi işliyor. Büyük resim ve anlık reaksiyon.
Tetiğe basmak ya da basmamak, bir adım daha atıp düşmek ya da düşmemek, frene basmamak: Bütün bunların hepsi, hayatı elinden kayıp giderken hiçbir şey yapamama potansiyeline sahip insanoğlunun, hayat denen tiranı devirebileceği yegâne anlar serisidir.
Yaklaşık bir senedir roman okumuyorum çünkü zaten kafamı kurcalayan kendi yaşamım ve hayata bakışımın üzerine, başkasının yaşamı ve hayata bakışını okumak, anlamak veya benimsemek bana çok acı veriyor.
Korkunç bir şey bu! Bir insan, bir insanı; şu üç günlük dünyadaki yaşama sevincini, bütün saadetini, huzurunu, gecesini ve gündüzünü, her şeyini nasıl oluyor da bir avuç toprağa emanet edebiliyor?"
— Sabahattin Ali (Kürk Mantolu Madonna)