nur

Muhabbet bezmine dil ver perîşân olmak istersen Serâpâ âteş-i aşk ile nîran olmak istersen Gerek âyine-i sûret, gerekse nakş-ı elvâna Kapılma, cânâ bak irfân-ı cânân olmak istersen
Abdurrahman Sami-yi Uşşaki (ks)·Kitabı okudu
Reklam
Sûret ü nakş-ı sivâdan beyt-i kalbin sâde kıl Gayrıdan pâk eyle Beytullah’ta olmaz nukûş Çün nukûş-ı masivadan pâk ola dil-hânesi İsteriden hırka-pûş ol, isterisen hull-pûş Zahirine eylemez Mevlâ nigâh-ı itibar Bâtınındır çün nazargâh-ı Hüdâ kul anı hoş
Abdullah Salahaddin-i Uşşaki (ks)·Kitabı okudu
Nefsin varlığı bakımından soyut olması istidat anlamında imkanlarını ifade ederken fiilleri bakımından soyut olmaması yetkinliğinin önündeki engelleri ifade eder. … “Nefis, cevheri açısından birleşik olmamakla birlikte kendisinde sonradan meydana gelen melekeden ve zatından oluşan toplam açısından birleşiktir." Nefsin cisimsel güçlerinden kaynaklanan bölünme, makullerin feyzi için bir hazırlık ve tanışıklık sağlasa da nefsin birliğinin önündeki en büyük engeldir. Zira bir şey, herhangi bir fiilini gerçekleştirmek için bir araca ihtiyaç duyuyorsa o fiili kendiliğinden gerçekleştiremiyor demektir. Bu takdirde iç ve dış duyular, aracı olduğu şeye yardımcı olmakla birlikte ona engel olan her vasıta gibi, nefse yardımcı olmalarının yanı sıra ona engel teşkil ederler. Dolayısıyla yetkinleşme, hem bedenle hem de bedene rağmen olmak zorundadır. Esas itibariyle nefsin nefis olmaktan çıkıp bir akla dönüşmesi -çünkü "Nefse nefis denmesinin, onun bir maddenin sureti olmasıdır"- olarak gerçekleşen yetkinleşmenin sorunlarının temel kaynağı nefsin zatı ve güçleri arasındaki bu bölünmüşlüktür. Bu basitlik ve bölünmüşlük, İbn Sina düşüncesinde öylesine derinden etkilidir ki bu durumu dikkate almadan İbn Sina felsefesinin sorunlarını hatta yer yer çelişkilerini anlamak mümkün değildir. Çünkü İbn Sina insanın varlık ve bilgi bakımından sürekliliğini ve dolayısıyla ebedi mutluluğunu nefsin basitliğine dayandırırken insanın bilgi bakımından yetersizliğini ve dolayısıyla ebedi bedbahtlığını nefsin fiilleri bakımından bölünmüşlüğüne dayandırır.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Nefis mücerret bir varlık olması sebebiyle kendine özgü yalnızca bir fiile sahiptir: Bilme. Bu fiilin, nefsin varlık tarzıyla ilişkisi bakımından ifadesi akletme veya taakkuldür. İbn Sina düşüncesinde ilke olarak her şeyin yetkinliği, o şeyin kendisine özgü fiilinin tahakkuk etmesidir. Bu bağlamda nefsin yetkinliği, onun bütün bilgilerden yoksunluğunu bildiren heyulani akıl seviyesinden müstefat akıl seviyesine çıkarak kuvvelerini fiil haline getirmesidir. Nefis aklî bir varlık olduğu için onun kuvve halinden fiil haline geçmesi de soyutluğunun artması demektir. Bu bakımdan yetkinleşmenin diğer bir ismi tecerrüttür ve nefsin yetkinleşmesi aynı zamanda onun soyutlanması demektir.
Sayfa 117·Kitabı okuyor
Nefsin ulaşabileceği yetkinlik sınırı, onun ulaşabileceği bilginin sınırlarını ifade eder.
Sayfa 114·Kitabı okuyor
Reklam