Ömer Türker

Ömer Türker

YazarÇevirmenEditör
8.8/10
64 Kişi
·
221
Okunma
·
36
Beğeni
·
475
Gösterim
Adı:
Ömer Türker
Tam adı:
Prof. Dr. Ömer Türker
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Keskin, Kırıkkale, Türkiye, 1975
1975’te Keskin, Kırıkkale’de doğdu. 1997’de Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1999’da Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Mukâtil bin Süleyman’ın Kur’ân’ı Te’vîl Yöntemi” başlıklı teziyle yüksek lisansını, 2006’da Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin Te’vil Anlayışı: Yorumun Metafizik, Mantıkî ve Dilbilimsel Temelleri” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. 2012 yılı itibariyle Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Yardımcı Doçent Doktor olarak göreve başlayan Ömer Türker “İbn Sînâ Felsefesinde Metafizik Bilginin İmkânı Sorunu” adlı telif eserinin yanı sıra çok sayıda makaleye ve tercümeye imza atmıştır
"Müslümanlar, kendilerinden önce iki bin yıl boyunca çeşitli aşamalardan geçen, pek çok filozofun katkılarıyla derinleşen ve kendi içinde birçok ekolü barındıran bir mirası devralmışlardır. "
İnsanı hayvanlardan ayıran şeyin,kendisine ve çevresindeki şeylere ilişkin farkındalığı ve farkında olduğunun da farkında oluşudur.
"Kindi'ye göre aritmetik, geometri, astronomi ve musiki bilmeyen kişi taklitten tahkike geçemez, bu ilimlerin verilerini ezberlese bile rivayetten kurtulamaz."
"...ihlâs,herhangi bir eylemde niyetin Allah'a has kılınmasıdır.Dolayısıyla ihlâs, genel niyetin dinîlikle nitelenmesi anlamına gelir. Nitekim Gazzâlî İhyâ'da dinî ve dünyevi olanı ayrıştırırken, bir fiilin Allah için oluşunu ve kişiyi Allah'a yaklaştırmasını ölçü kabul etmişti..."
Ömer Türker
Sayfa 109 - Ketebe Yayınları
Müslüman düşünürler, İslam medeniyetinin kendine özgü şartları içinde doğup gelişen disiplinlere naklî ve şerî ilimler; birden çok medeniyetin katkısını içeren ve temelde insan aklının ortak ürünü olan ilimlere ise aklî ilimler adını vermişlerdir.
"...değerlere ilişkin inanç ve kabullerimiz, davranışlarımızı yönlendirmekte istikrar gösterirse en geniş anlamıyla arzularımız ile inançlarımız arasında bir uyum oluşur. Bizim huy olarak adlandırdığımız şeyler işte bu melekelerdir..."
Ömer Türker
Sayfa 136 - Ketebe Yayınları
Alevilik, belirli bir bölgede sünniliğin mukabili olarak tezahür etse de modern dönemde açıkça görüleceği üzere Sünnî bloktan koptuğu sürece kendi kimliğini de yitirmektedir.
216 syf.
·Puan vermedi
"Hz.Peygamber'e (sav) iman ve ittiba, insanın varlık ve kendisi hakkında sahih bir idrake sahip olması ve bu idrakin gereğince hayatını inşa etmesi anlamına gelir."-171-

Ömer Türker Hoca'yı bir süredir tâkip ediyorum. Kendisi Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde İslam Felsefesi bölümünde öğretim üyesi olarak vazifesini ifa etmekte. Felsefeye ve felsefe ile gerek mesleki olarak gerek de hayatlarını anlamlandırma bağlamında yönelenlere karşı hep mesafeli olmaya çalışmışımdır. Bu bir felsefe bağnazlığı yahut düşmanlığından daha da çok imâni ilkelerde yeterince temekkün etmeden kalbin başka mecralara doğru meyletmesi korkusudur. Elbette bu düşünce tenkit edilip bu kadar da abartmaya gerek var mı diye düşünülebilir ancak, insanın içindeki marjinal olma, daima farklı yollara tevessül etme iştiyakı insanı uçsuz bucaksız çöllere sürebilir,bu sürgünün ardından yanında haritası olmayan yolcu sonradan nasıl geriye dönecektir? Bir başka husus, genelleme yapmadan ifade edecek olursam müşahadelerimce felsefi alanda konuşan, (buna daha çok felsefe yaptığını sananlar dahil) kalem oynatan kimselerde tekebbür artışı meydana gelir. Mesela kendileri felsefi okumalar yaptıklarından kainatı anlamlandırmada da olayları süzüp hakikati ortaya koymada da sanki mutlak otorite olurlar da gayrısı bu okumaları yapmadığı müddetçe gayrılarına hep aşağıda kalacakmış gözüyle bakarlar. Felsefeye öncelik verip işin içine girince de mukaddes tanımaz bir şekilde sütunları bir bir yıkarlar. Halbuki şayet felsefe hikmet sevgisi ve daima bir arama cehdi ise bu arayış bir yerlerde hikmete dönmeli ve bu hikmet kişiyi tevazu sahibi yapmalı değil midir? Tabi bu örneklerin aksi istikamette olanlarını da görmek mümkün. Mesela Kasım Küçükalp'in geçenlerde youtubede Heidegger felsefesine başlarken şöyle ifadeler kullandığını duydum ve mutlu oldum: "Evet arkadaşlar Allah bugün nasip ederse Heidegger felsefesini konuşacağız." Yukarıdaki iktibas da kitaptan, onunla başladım çünkü bir felsefeci olarak Ömer Hocanın tasavvurunda Müslüman olarak var olmanın mânası bu cümlede mündemiç.Yâni demek istediğim felsefe ile iştiğal etmek Ömer Hocayı köklerimizden koparıp, mütekebbir bir hale evirmemiş. Hatta Marmara'da dersine giren bir arkadaş Hadis hocaları sünnetleri kılmazken Ömer Hoca çocuklar böyle yapmayın (sünnetleri ihmal etmeyin manasında olsa gerek) der imiş. İşte hikmet sevgisi bu olsa gerek. (Ömer hocanın evvelen tefsir alanında bu yola girdiğini de unutmamak gerek bu arada)

Hususen kitaptan bahsedecek olursak kitabın yazılış amacı müellifin ifadesiyle "Bu kitap, Anadolu Coğrafyasında Selçuklulardan modern döneme kadar hâkim olan İslâm düşünce geleneğini tanıtmak amacıyla yazıldı." cümlesiyle ifade edilebilir.
Ömer hoca modern dönemlerin bizi kadim bağlarımızdan kopardığı ve bu zenginliği ardı arkamıza attığımızdan dem vuruyor ve ifade etmek istediklerini gelenek üzerinden zaman zaman geleneğin yapıtaşlarını özetleyerek (İbnül Arabi, İbn Sina'nın İlahi isimleri şerhleri gibi) zaman zaman da bu ekollerin can alıcı taraflarını, karşılığında ki görüşleri (Mesela Kelamcıların İlahi isimlere bakışının ardından filozoflar vechesinden konuyu aydınlatıyor) serdederek ve gayet de berrak,duru bir şekilde meramını ifade ederek bizi o kadim zamanlarda mündemiç görüşleri tekrardan gözden geçirmeye ve modern zamanlarda asıl anlamımızı kavramamız için bunlardan hareketle bir telakki geliştirmemiz gerektiğini ifadeye götürüyor. (Her kitap bir yolculuk ve her müellif bizi bir yerlere götürmekle muttasıf rehber olmaya meyyal değiller midir? )
Kitabı beğendim, Ömer hocanın diğer kitaplarını da okumayı kafama koydum, nette de birçok videosu var zaten, onlardan da yararlanabilirim.
(İhsan Fazlıoğlu hocayı da aynı iştiyakla tâkip ederken miras ayetlerini tarihselci perspektiften değerlendirmesi ve meselenin kökenine inmek yerine kavramlar adı altında böyle bir zehaba kapılması beni hayli şaşırtmıştı. Ömer Hoca'da böyle bir durumun olmadığını ümit ediyorum. Hoş İhsan Hocayı silmiş değilim, ancak alanı dışında konuşunca -ki kendisi de alanının İslam Felsefesi-Bilim Tarihi olduğu meyanında bir ifadede bulunmuştu aşağı yukarı- böyle bir karışıklık olmuş.Allah hepimize akıl berraklığı versin.

İncelemeye başlarken serdettiğim iktibâse binâen şöyle bitireyim:
Mutlak olarak ittiba O'na ve O'nun bize gönderdiği Kâinat'ın Efendisinedir. Bize düşen nispetleri iyi kurmak ve O'na vasıl olmaya çabalamaktan başkası değildir.
280 syf.
·8/10
Öncelikle şunu söylemek istiyorum: bu kitap okudum ve bitti diyebileceğim bir kitap değil. Günün birinde onunla tekrar karşılaşacağımı hissediyorum açıkçası. Neyse kitaba geçelim. Eğer İslam'da felsefenin tezahürü, sudür ya da ontoloji gibi konularla ilgileniyorsanız tam sizlik bir kitap. Kitabı okumadan önce Tanrı'nın felsefeye dahil edilmesi meselesi beni düşündürmüştü. Nitekim sadece beni düşündürmemiş. Şöyle bir durum vardır. Belirli bir yere kadar tartışırsınız, çıkmaza düştüğünüz anda iman edersiniz. Nitekim ontoloji benim nezdimde çıkmazdır. Metafizik konusuna gelirsek Andronikosun deyimiyle fizikten sonra gelen diye tanımlanabilir. Müslüman düşünürlerin fikirlerinin temeli şüphesiz Aristo'dur. Bazı noktalarda destekleyip tamamlamış bazı noktalarda ise eleştirmişlerdir. Bunda aklımıza ilk inanç farklılığı gelse de Ömer Türker bunun yanlış olduğunu belirtiyor. Yazar Farabiyi ve kindiyi çok iyi bir şekilde incelemiş. Etkileyici fakat ağır bir kitap zaman farkından dolayı. Günümüzde tamamlanmış 'şeyler,' üzerindeki tartışmalar sizi biraz sıkabilir. Diğer yandan hepimiz belli bir alanda uzmanlaşmaya çalışıyoruz bilgi yığınından dolayı. O dönemdeki bilim-ilim adamlarının her şey hakkında tatmin edici bilgiye sahip olması size eksikliklerinizi hissettirebilir. Moralinizi bozmayın, çalışmaya devam :) Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Şimdiden İyi okumalar.
319 syf.
·Beğendi·10/10
Farabi'nin fikirlerini savunmayı bırakın, bugün anlayabilen aydın sayısı bile çok azdır. O kadar kritik tespitler yapmıştır ki yüzyıllardır dinin, inancın, aklın, felsefenin içinde bulunduğu krizi çok güçlü bir biçimde analiz etmiş, çözmüştür. Belki bir gün zamanı gelir de döner bakar ona tarih... Belki "bir Farabi gelmişti, acaba ne demişti?" diyebilecekler çıkar. Biz şimdilik sihirli terliklere devam edelim.
248 syf.
·Puan vermedi
Allahın sevgili kulu olmak zor değil.
Hayatı anlamamız kasıtlı olarak zorlaştırıldı. Yüzlerce yıldır hayatın hakiki anlamını açıklayan kitaplar artık pek okunmuyor.
512 syf.
·Beğendi·8/10
İbn-i Sinan'nın bu kitabı ve Fizik kitabını okuyunca bir şey dikkatinizi çekecek ben size ufacık bir ipucu vereceğim ' Psikanaliz'
Psikanaliz kavramını Freud getirdiğini herkes bilir peki Freud neden diğer düşünürler gibi yardım desteğini İbn-i Sina'dan onun eserlerinden aldığını dile getirmez ?
Psikoloji ile ilginen bireyler için bir kapı diyebilirim.
216 syf.
·Puan vermedi
Anadolu coğrafyasındaki dört önemli düşünce-kelam geleneğinin Râzî geleneği , İbnü'l-Arabî geleneği, Mâverâünnehir geleneği, Hanefî Mâtürîdî gelenek şeklinde ele alındığı, birbirinden önemli yazılardan oluşan bir kitap. Tevhid, nübüvvet ve ahlâk hakkında, geleneklerin temel meselelere duyarlılığını ve yaklaşımını anlamamı sağlaması bakımından istifade ettiğim bir çalışma.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Türker
Tam adı:
Prof. Dr. Ömer Türker
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Keskin, Kırıkkale, Türkiye, 1975
1975’te Keskin, Kırıkkale’de doğdu. 1997’de Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1999’da Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Mukâtil bin Süleyman’ın Kur’ân’ı Te’vîl Yöntemi” başlıklı teziyle yüksek lisansını, 2006’da Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin Te’vil Anlayışı: Yorumun Metafizik, Mantıkî ve Dilbilimsel Temelleri” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. 2012 yılı itibariyle Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Yardımcı Doçent Doktor olarak göreve başlayan Ömer Türker “İbn Sînâ Felsefesinde Metafizik Bilginin İmkânı Sorunu” adlı telif eserinin yanı sıra çok sayıda makaleye ve tercümeye imza atmıştır

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 221 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 467 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.