Bedenimi daha sıkı sardı. Tek eliyle saçlarımı okşadı. "Ben seni anlarım Lina," dedi saçlarımın üzerinden. "Kimse anlamamış seni, sen de vazgeçmişsin kendini anlatmaktan ve bu çok kırmış seni, dilini keskinleştirmiş. Canın yanmadıkça hiç açmıyorsun kendini, canın yanınca da yakmak istiyorsun her şeyi."
Söylediği her kelime kalbimin dört odasında yankılandı, duvarlarını üzerime yıktı. Çok üzüldüm. Beni anlamasına üzüldüm. Benim anlamadıklarımı anladığına üzüldüm. Anladığı halde bana söylediklerine üzüldüm.
"Ama ben seni anlarım," derken sesi güven vermekle kalmadı, eli öyle şefkatle dokunuyordu ki saçlarıma kalbimi acıttı. "Ben seni dinlerim. Sen yeter ki düzeltmek iste, ben sana öğretirim. Yalnız kalmaktan korkuyorsun ama ben hiçbir yere gitmiyorum Lina, hep sen kaçıyorsun benden. Kaçma benden. Kaçma kendinden."