Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Anne ve babalar bana çoğu kez, çocukları olmasa ayrılacaklarını söylemişlerdir. Birbirlerini sevmeyen annelerle babalar ayrılsalardı çocuklar için çok daha iyi olurdu! Birbirini sevmeyen bir karı kocanın hayatı mutsuz bir ev demektir, mutsuz bir hava da çocuğun ruhsal ölümü anlamına gelir.
Nedenler; işsizlik ve küçük burjuva kızının namusluluğu ideolojisidir. Bunlarla mücadele için sağlık önleminden daha fazlası gereklidir. Bunları kim uygulayacak? İşsizlikle baş edemeyen ve namus idaresinden vazgeçmesi mümkün olmayan aynı gerici toplum mu?