Uranos

Bunaldım. Zaman böylesine akıp giderken içimde bir şeyleri kaçıyor hissini hissetmekten. Zaman akıp giderken yanı başımdan dünyanın bir ucunda veyahut gözümzün önünde fark edemediğmiz şeyler oluyor. Ve biz kendi debdebemiz içindeyiz. Kafesimizi kıramadık.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gece Sayıklamalarım
Çok garip değil mi? İçinde debelendiğimiz bu dünya? Zamanın akışı, ağırlığı... Gece gündüz demeden ansızın nasılda olağanca ağırlığı üstümüze çöküyor zamanın.Hemde bütün o akışkanlığı içinde. Bunaldım. Zaman böylesine akıp giderken içimde bir şeyleri kaçıyor hissini hissetmekten. Zaman akıp giderken yanı başımdan dünyanın bir ucunda veyahut gözümzün önünde fark edemediğmiz şeyler oluyor. Ve biz kendi debdebemiz içindeyiz. Kafesimizi kıramadık.
" niçin başka güneş başka toprak ararsın? yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?"
En Passion
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye... sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun? kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu. ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum. kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar. kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da. insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi? özgürlük hakkında pek çok konuşuruz.
Sinema
"her büyük kayıp, her ağır pişmanlık, her derin yara bizi bedenlerimizin sınırlarını yeniden düşünmeye, bizi biz yapan kimliğimizi yeniden sorgulamaya zorluyor. bu zorlu süreci aşmanın bir yolu, 'yaralanabilir' olduğumuzu kabul etmek; kaybın, acının ve pişmanlığın yasını tutmak ve bu yası tutarken kabuk bağlayacak yaranın iziyle değişime uğramış yeni bir benliği, yeni bir kimliği taşımaya ve yeniden yaralanmaya ve tekrar değişmeye açık olmak. oysa öyle korkuyoruz ki yaralanmaktan ve değişmekten, en ufak bir acıya katlanmak en ufak bir pişmanlığın sıkıntısını çekmek o kadar katlanılmaz geliyor ki, en kolayından geçmişte yaşananları örtbas etmenin, saklamanın, unutmanın yollarını arıyoruz. saklı olan karşımıza her çıktığında ise öfkeden köpürüyoruz. bir türlü kapanmasına izin verilmemiş, üzeri açık bırakılmış bir yaraya dokunulması o kadar çok acı veriyor ki, bu tehdit karşısında kontrolümüzü kaybediyoruz. saklı olanla karşılaşmak belki hiç bu kadar travmatik olmamıştı." Judith Butler