“Nc yapacağım, Merve?”
“Keşke buna bir cevabım olabilse, Deva. Ama maalesef yok.
Kendini açık edemezsin, bu şekilde de devam edemezsin. Ona da takımdaki işine de veda etmek zorundasın, kuşum. Başka bir şansın yok.”
Ona da...
"Fiziğin kız gibi” dedi pat diye.
İyi ki bana bakmıyordu çünkü gözlerim yakalanmışlık hissiyle anında irileşmişti.
“H*siktir oradan!” dedim. "Tamam zayıfım biraz ama ne alakası var? Kilo alamamak benim suçum mu?”
Hâlâ ekrana bakarken, “Sakin ol, şampiyon” diye geçiştirdi.
“Ve evet işini gerçekten iyi yapıyorsun. Bana bu şekilde başkası baksa... çok farklı şeyler düşünürdüm.”
“Kuzuşum, o senden değil de sen ondan hoşlanıyor olabilir misin?”
“Hayır,” dedim hızlıca. “Yani hoşlanmaya nasıl baktığına göre değişir. İşinde iyi ve saygılı biri. Hareketleri çok nahif. Yerine göre sert bir üslubu oluyor ama bunu hak edene yapıyor sadece.
Güzel bakiyor ve çok güzel kokuyor. O kadar terlemesine rağmen temiz bir kokusu var. Bu ondan hoşlandığımı göster mez ki. Bu ona hayran olduğumu gösterir. Ki biliyorsunki ben hangi mesleği yapıyor olursa olsun işini iyi yapan insanlara hayranımdır.”
“Deva kuşum, bizim mahalledeki kuaför de işini iyi yapıyor
ama hiçbir zaman ondan böyle bahsetmedin. O da ve nahif biri,” dedi. Yüzüne yayılan tebessümden sonra ne söyleyeceğini anlayıp ondan uzaklaştım. “Sen Başar dan hoşlanıyorsun. İtiraf etmek istemesen de bu böyle.”